Erkan Küçük

Biyografi

İstanbul'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Esenler'de tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde lisans ve yüksek lisansımı tamamladım. Yüksek lisans tezim "Spinoza felsefesi perspektifinde Tragedya" idi. Uzun bir süredir editör olarak çalışıyorum. 

Editörler senin için seçti!

Editörlerin farklı alanlarda seçtiği favori setlere kolayca ulaş, üstelik sepetine indirimli ekle!


Erkan Küçük

*Size okumayı sevdiren ilk kitap?

İnternet çağından önce pekçoğumuzun evinde gazetelerin verdiği ansiklopedilerden vardı. (Büyük Louresse, Küçük Louresse, Ana Britanica, Temel Britanica vb.) Bizde kuponları toplama işini annem başlatmış, ondan da bana devrolmuştu.  Bunların haricinde bir de Yazko Edebiyat ve Bilim ve Teknik dergilerini (orta okul- lisededen itibaren her elime para geçişinde bilim, sanat, edebiyat dergileri alırdım)  hatırlıyorum. Her fırsatını bulduğumda kitaplıklı kanepeye (eğer yeterince eskiyseniz muhakkak sizin de evinizde bunlardan vardır) uzanır elime aldığım ansiklopedileri, dergileri okurdum. Okumayı, öğrenmeyi ve  daha çoğunu merak etmeyi onlarla öğrendim. Ansiklopedilerin etkisiyle gelecekte olmayı arzu ettiğim kişi sürekli değişirdi; Mısır hiyerogliflerini okumak için arkeolog olmak, evrenin gizemlerini keşfetmek için uzaybilimci olmak, insanın kökenlerini anlamak için biyolog olmak ve daha niceleri...

Okumayı tek bir kitapla sevdiğimi söylemek emeği geçen tüm metinlere haksızlık olur... ama illa birini söylememi istiyorsanız Yakup Kadri'nin Yaban adlı romanını söylerdim. O kitabı halen daha çok severim.

*Sonrasında okuma serüveniniz nasıl devam etti?  

Edebiyatı her zaman sevdim. Yazarların, şairlerin benim için hep büyülü bir tarafları vardı. Gerçekte var olmayan bir dünyayı yaratabilme gücünü elinde bulundurmak benim için büyük bir şeydir. Elbette bunu hakkıyla yapanlar için söylüyorum. O karakterlerin, olay örgülerinin, sözcüklerin işlendiği beyinlerin nedense bizim gibi sıradan insanların beyinlerinden çok daha özel olduğunu düşünmüşümdür. Bunun yalnızca benim fikrim olmadığını da belirteyim, belki bu kutsama nedeniyle pek çok önemli bilimadamı, yazarın beyni ölümlerinden sonra açılıp incelenmiştir.

Yapıtları ortaya çıkaran isimlerin biyografilerini okumayı sevdim. Bence sizler de okuma zamanınızın bir bölümüne biyografileri muhakkak ekleyiniz. Bu yazarları, bilim insanlarının geçtiği yolları size gösterirken onların yapıtlarını daha iyi anlamanızı da sağlayacaktır.

Öte yandan iyi bir okur olmak için doğru kitapların okunması gerektiğini düşünürüm. Yani kafası okuduğu binlerce çöp yüzünden pislik içinde olmayı iyi bir şey olarak görmüyorum. Kitap seçkisi kişiyi olumsuz yönde biçimlendirebilir de onu zenginleştirebilir de. Ben de bu yüzden sevdiğim, düşüncelerine güvendiğim kişilerin önerilerine hep açık oldum. İnsanın kendi yolunu bulabilmesi için öncelikle başkalarının adımladığı yollardan geçmesi gerektiğine inandım. 

Üniversite döneminde bir edebiyat kulübümüz vardı. Dönem başında belirlediğimiz bir alan üzerine dönem boyunca okumalar yapar, üzerine konuşurduk. İngiliz edebiyatı, göstergebilim, öykü eleştirisi, Nazım Hikmet... aklımda kalan okuma konuları oldu. Bu süreçte okunan metnin yüzeyinin altında başka katmanların da olduğunu, esas meselenin onları açığa çıkarmak olduğunu kavradım.

*Size, “Bir kitap okudum, hayatım değişti,” dedirten kitap/lar?

Bir kitap okudum ve hayatım değişti diyebilen biri sanırım kolay yönlendirilebilen biridir. Hiç kimsenin tek bir kitapla hayatının değişeceğine inanmam. Kitaplar zihin şehrimizin parçalarıdır. Kimisi yalnızca kırık bir pencereyken, kimisi şehrin ana meydanı haline gelebilir ama kırık bir pencere de o şehrin önemli bir parçasıdır, rengidir. Ancak yine de etkilendiğim kitaplardan birkaçını belirtmek isterim.

Bunlardan biri yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşımın anlamadığını söyleyip bana verdiği bir kitaptı: Özgürlükten Kaçış- Erich Fromm. O kitap bana insan davranışlarının perde arkasındaki gerçekliğini tarihsel, toplumsal yönleri de hesaba katarak görebilme fırsatı vermişti. Her kitap herkes için değildir elbette. Kitaplar sizin zihninizde uyanan soruların, yaşadığınız soruların, arzularınızın cevapları, karşılığı olabiliyorsa sizi etkileyebilir. Yani önce aç olmalısınız.

Diğer bir sevdiğim kitap da İnsan Olmak- Engin Geçtan. Okuyanlar görecektir ki  bu iki kitap birbirini tamamlayan kitaplardır. 

*Editör olmaya nasıl karar verdiniz?

Kitaplar benim hayatımın her zaman bir parçası oldu. Emin olduğum bir şey var ki beni yakından tanıyan ailem, arkadaşlarımın benim hakkımda söyleyebilecekleri ilk şey de kitaplarla olan sıkı ilişkim olurdu.  Aklımın yetmeye, ayağımın yere basmaya başladığı ilk zamanlardan itibaren kitaplarla ilgili bir şeyler yapmayı arzu ettim. Yayıncılıkla ilgili ilk yaptığım faaliyet dışardan çeşitli klasiklerin kısaltılması işiydi, ki Ölü Canlar, Kırmızı ve Siyah... beni affetsin lütfen. Bu süreçte yayıncılığın içinde olma düşüncesi net olarak belirdi.

*Bir editörün 24 saati nasıl geçiyor? 

İki türlü cevaplanabilir bu soru. Birincisi editör dediğiniz kişi de sıradan bir insan olarak gündelik hayatın zorluklarıyla didişip durur. Eğer işiniz ile evinizin arasına benim gibi kıtalar giren biriyseniz yol sizin  hayatınızın bir parçası olur. "Yolda neler yapabilirim?" sorusuna cevaplar bulmak zorunda kalırsınız. Eğer editörseniz veya iyi bir okursanız sorunun cevabı "Okumak" olur.  Bu eylemin gerçekleştirilebilmesi için kitabın sığabileceği büyüklükte bir çantanızın olması gerekir. Bindiğiniz araçta kitap okuyabileceğiniz kadarlık bir boşluk bulabilirseniz  sizi yolculuğun bunaltıcılığından koparacak başka bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

İşyerine ulaşabilen bir editörün en büyük dostu kahvedir. (Kahve sevmeyen editör olur mu hiç! Siz de bir gün editör olma hayali kuruyorsanız şimdiden kahve içmeyi alışkanlık edinin.)

Sonrası malum yayın programınızdaki kitapların yayımlanabilir hale getirmek için çalışırsınız.

İşyerindeyken boş zamanlarda  hoş vakit geçirmek için dedikodu yapmak, arkadaşlarınızı çekiştirmek, gelecek  güzel günlerin hayallerini kurmak gibi önemli faaliyetleri de asla es geçmemelisiniz. Sonra mesai biter ve bu kez işyerinde sabahtan akşama kadar okumaktan doğan yorgunluk yüzünden dönüşte eliniz kitaba gitmez. Eğer evliyseniz zihniniz çalışır; hesapta ne kadar kaldı acaba, ay sonunu nasıl getirebilirim, ayakkabılar da su alıyormuş,  sabah çocuk oyuncak istemişti  acaba A101-Bim'e bugün yeni bir oyuncak gelmiş midir... sorularının cevaplarını düşünürsüz, bu iç sıkıntısı size yolu unutturur.     

Sorunun diğer cevabı ideal olana yöneliktir.  Bu yaşam modelinde editörün gerek işyerinde gerek iş dışı yaşamında bol boş zamanı vardır. İşyerinde editör iş yükü altında ezilmeden okumalar yapar, araştırır, en iyisine ulaşmaya çalışır, yurt içi, yurt dışında olan yeni gelişmeleri takip eder... İş dışında ekonomik olarak sıkıntısı olmadığı için kendini edebiyata, sanata, okumalara verebilir.

*Hazırlamaktan en çok keyif aldığınız kitap/lar?

Eğer bana gelen çeviri iyiyse, çevirmen işini hakkıyla yapmışsa o kitabı hazırlamak benim için keyifli olur. Bu yüzden editörlük işi aynı zamanda bir çeviri eleştirisidir de. Çevirmen  kendine  "yazar eğer bu kitabı Türkçe yazsaydı nasıl yazardı?" sorusunu muhakkak sormalıdır. Hele bir de sevdiğiniz bir yazarın kitabı üzerinde çalışıyorsanız ve de çevirisi iyiyse o zaman editörlük bir zevk haline gelir.

*Mutfakta neler pişiyor? Yayın programınızdaki en heyecan verici kitap/lar?

Oldum olası hayranı olduğum büyük yazar Halil Cibran'ın kitapları üzerinde çalışıyorum şu sıralar.

Okumayanınız varsa muhakkak okusun. Cibran, felsefesini şiir gibi anlatabilme yetkinliğinde bir yazar. Bestseller okumaya alışmış yani gerçekten okumamış olanlar için ağır gelse de unutmayınız beyin de bir kastır ve ancak ağırlık kaldırarak güçlenebilir.

*Şu sıralar elinizden düşüremediğiniz kitap/lar?

Sık sık dönüp dönüp okuduğum kitaplar vardır. Spinoza'nın Etika adlı kitabını buna örnek verebilirim. Onu anlamanın güçlüğünün farkında olarak kitaba göz gezdirmeyi seviyorum. En son okuduğum kitapsa Duygusa Zekâ'nın yazarı Daniel Goleman'ın Karakteri Değiştirmek adlı kitabı oldu. Eğer Uzak Doğu felsefesine, özellikle de meditasyon konusuna meraklıysanız psikologların bilimsel bakış açsını öğrenebilirsiniz.

*Uzman olduğunuz alanda önerebileceğiniz kitaplar?   

Editörlük mesleği eğitilmiş bir göz ve bilinçli bir okuma işini gerektiriyor. Bu yüzden öncelikle  okumayı ve bununla birlikte yazmayı seven biri olmalısınız. Ancak direkt olarak editörlük mesleğine yönelik geliştirici metinler de okumak çok önemli.  Türkiye'nin sayılı iyi editörlerinden biri olan Tanıl Bora'nın editörlükle ilgili yazdığı yazıları muhakkak okuyunuz. Yine önemli editörlerimizden biri olan Selahattin Özpalabıyıklar'ın Göndermeler adlı kitabını tavsiye ediyorum. K24 internet sitesinin editörlük hakkındaki dosya yazılarını okuyun derim. Bu önerilerim editörlüğün ne olduğuna ve sıkıntılarına yönelik aydınlatıcı metinler. Diyelim ki bir yerden bu işe bulaştınız o halde dil konusundaki eksiklerinizi gidermeye yönelmelisiniz. Necmiye Alpay, Feyza Hepçilingirler,  Ali Püsküllüoğlu'nun kitap ve yazılarını okumalısınız.

Erkan Küçük Kitapları Tümünü Gör