Buket Çetin

Biyografi

Buket Çetin 1980 yılında Ankara’da doğdu. 2002 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesini bitirerek Samsun’da öğretmenliğe başladı. 2010’da Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama Yüksek Lisans Programını tamamladı. 2011 yılında Çağdaş Drama Derneği yaratıcı drama eğitmenliğini tamamlayarak rehber öğretmenliğin yanı sıra drama eğitmenliği yapmaya başladı. Çocuklar ve yetişkinlerle birçok drama atölyesi yürüttü. 2009 yılından bu yana Öğretmen Dünyası, Kahve Molası gibi dergi-sanal dergilerde öykü ve yazılar yazan yazarın, 2016 yılında ilk kitabı Kulaklarıma İnanamıyorum, Kanguru Yayınları’ndan çıktı. Hâlen Ankara’da bir ortaokulda rehber öğretmen ve drama eğitmeni olarak çalışan yazar, Çağdaş Drama Derneğinde de üyelik ve eğitmenliğini sürdürmektedir. 

Yazarlar senin için seçti!

Yazarların farklı alanlarda seçtiği favori setlere kolayca ulaş, üstelik sepetine indirimli ekle!


Buket Çetin

*Size okumayı sevdiren kitaplar?

O kadar çok kitap sevdim ki, hangisinden başlamalıyım bilemedim; ama çocukluğumda okuduğum dünya masal klasikleri benim için unutulmaz hayal ve oyun kahramanlarıydı. Kırmızı Başlıklı Kız, Uyuyan Güzel, Külkedisi, Pinokyo, Karlar Kraliçesi, Çoban Kızı ile Baca Temizleyicisi ilk aklıma gelen kitaplar oldu.

*Sonrasındaki okuma serüveniniz hangi kitaplar üzerinden devam etti?  

İlk gençlik yıllarımda Reşat Nuri Güntekin, Sabahattin Ali kitapları ve hiç unutamadığım Pal Sokağı Çocukları ile devam etti.

*Size, “Bir kitap okudum, hayatım değişti,” dedirten kitaplar?

Hayatım değişti” çok güçlü bir sözcük. Beni bu oranda etkileyen tek bir kitap yok. Ama kendimi bildim bileli kitaplara aşığım. Okuduğum bütün kitaplar beni ben yaptı diyebilirim. Bunların içinden en çok etkilendiklerimi bile seçmek zor. Aşağıda isimlerini verdiklerim en etkilendiklerimden bazıları.

Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek (LeoBuscaglia), Çizgili Pijamalı Çocuk (John Boyne), Yeşil Gece (Reşat Nuri Güntekin), Çöplük (Andy Mulligan), Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu), Dünya Büyülü Bir Yer (David Almond), Üç Anadolu Efsanesi ve Ağrı Dağı Efsanesi (Yaşar Kemal), Alev Saçlı Çocuk (ChristineNöstlinger), Kürk Mantolu Madonna (Sabahattin Ali), Veda (Ayşe Kulin), Toz Duman İçinde (Talip Apaydın), Kardeşimin Hikâyesi (Zülfü Livaneli)… Daha pek çok kitap var.

*Yazar doğuluyor mu, olunuyor mu? Sizin yazarlığa başlamanız nasıl oldu?

Kader ve karakter ilişkisi gibi bir soru bu. Karakteri oluşturan kaderi mi, yaşamı mı? Bu sorular bence hep aynı. İnsanın nerede doğduğu, annesi babası, hatta ayağına giydiği ayakkabı bile önemli. Oynadığı oyuncaklar, balonlar, sevdiği şekerler… Yine de illa ki birinden birini seçmeliysem elbette yaşam içinde olanlar derdim. Yani yazar olunur. Pinokyo’yu Pinokyo yapan tahtadan oluşu ve burnudur mesela. Benim yazarlık yolculuğum da babamın ve annemin iyi bir anlatıcı olmasıyla başlıyor sanırım. Babamın hiç unutamadığım yol hikâyeleri ve annemin hiç unutamadığım köy hikâyeleri ile… Bir de elimden düşürmediğim kitaplarım var. Bulduğum her fırsatta bir köşeye çekilip okuduğum kitapların yazarlık yolculuğumdaki önemi büyük. Lisede ilk kez yazar olma ile ilgili kurduğum hayaller ve Yaratıcı Drama alanında yaptığım yüksek lisans ise yazarlık yolculuğumun en çok olgunlaştığı dönüm noktaları oldu. Yine de yazarlık konusunun altın sırrı yazmakta, emek vermekte. İnsan en çok neye zaman ayırır ve emek verirse ona göre şekilleniyor.

*Sorulmaz ama, yazarken en çok keyif aldığınız kitaplarınız?

Bu gerçekten en zor soru oldu. Hepsini de yazarken ayrı dünyalar içinde değişik duygular, keyifler yaşadım. Bence yazma eyleminin büyüsü tam da burada. Yazarken yaşıyorsunuz. Her yazdığım kitap ayrı bir dünyada beni yaşattı. Kedi Ankira’yı yazarken örneğin, Ankira’nın patilerinde Ankara tarihini turladım. Zamanların içinde oradan oraya yolculuk yaptım. Ankira Muhafızları’ndan çılgınlar gibi korktum.  Kulaklarıma İnanamıyorum’u yazarken Ozan gibi kulaklarımdan utandım. Arkadaşım Eşek şarkısında eski arkadaşlarımı düşleyip mutlu oldum. Ozan gibi flüt çaldım.  Şıpşıp ile zararlı fabrikaları ve HES’leri durdurmanın çözümünü buldum. Ozan gibi empati kurup insanlarınve diğer canlıların içindeki sesleri dinledim. Dinlediğim kulaklar ile en sonunda Ozan gibi, “Yaşasın koca kulaklarım,” dedim.

*Mutfakta neler pişiyor? Okurlarınıza bir müjdeniz var mı?

Mutfakta acayip kitaplar var. Ama işin sürprizi kaçmasın diye ben bu tür konuları hep zamanı geldiğinde açıklıyorum. Mutfakta pişen kitapların yağı, tuzu iyice bir otursun. Tadı, kıvamı yerine gelsin. Hepsi de öyle kitaplar olacak ki…

*Şu sıralar elinizden düşüremediğiniz kitaplar?

Fatih Erdoğan’ın Çocuklar İçin Yazmak kitabı şu sıralar elimden düşmüyor.  Bir de Nermin Yıldırım kitapları var.

*Hem bir okur hem de bir yazar olarak, olmazsa olmaz dediğiniz yazarlar/kitaplar?

Dostoyevski, Tolstoy, Shekespeare, Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli, Reşat Nuri Güntekin olmazsa olmazlarım. Bir de çocuk edebiyatı için seçtiklerim var. Andy Mulligan, John Boyne, David Almond, Christine Nöstlinger ve MiyaseSertbarut.

*Kendi paranızla aldığınız ilk kitap?

Çoban Kızı ve Baca Temizleyicisi daha ilkokuldayken aldığım ilk kitabımdı.

*Başlayıp da bir türlü bitiremediğiniz klasikler?   

Bu soruyu cevaplamak bana yine zor geldi. Çünkü başladığım hiçbir şeyin yarım kalmasını sevmiyorum. Hele ki kitaplar konusunda bu düşüncem daha da öne çıkıyor; ama üzülerek söylüyorum ki Yüzyıllık Yalnızlık kitabını çok istememe rağmen bir türlü bitiremedim. En sonunda bırakmaya karar verdim.  Bu anımdan sonra düşüncelerim de epeyce değişti. Özellikle çocuklar için onları okumaktan soğutacak kitaplar olursa ve sıkılıyorlarsa lütfen zorla okutmayın, diyorum.

*Sırf kapağını beğendiğiniz için aldığınız kitaplar?

Sadece kapak benim için etkili olmaz. Her zaman arkasını da çevirip bir okurum. Ama Alev Saçlı Çocuk kitabının kapağından çok etkilenmiştim.

*Çocukluğunuzdan bugüne en çok sevdiğiniz kitap kahramanları?

Sindrella  ve Pinokyo ile başlarsak Pal Sokağı Çocukları’ndaki Nemeçek  ile devam eder.

*Sizi en çok güldüren, eğlenceli kitaplar?

Nermin Yıldırım’ın Unutma Dersleri kitabını okurken çok gülmüştüm. Bir de Alper Canıgüz’ün Oğullar ve Rencide Ruhlar kitabını. Tabii Christine Nöstlinger kitapları da güldürme konusunda aklımdan çıkmıyor.

*On senede bir yeniden okunması gerektiğini düşündüğünüz ömürlük kitaplar?

Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek öyle bir kitap. Ağrı Dağı Efsanesi de… Pal Sokağı Çocukları da… Bunların dışında bir de Sevginin Saklı Simetrisi kitabı var ki benim hem bir rehber öğretmen, hem bir drama eğitmeni, hem de bir çocuk yazarı olarak sevgi ilişkilerinin insanın yaşamındaki önemine ilişkin on yılda bir okumam gereken kitaplardan. 

*Hak ettiği değeri görmediğine inandığınız yazar/kitaplar?

Sabahattin Ali ve Behrengi hak ettiği değeri bulamamış iki dünya yazarıdır benim için.

*Gelecekte adını daha çok duyacağımızı düşündüğünüz genç yazarlar?

İlk ve tek aklıma gelen isim Nermin Yıldırım nedense? Gelecekte adından daha çok söz ettirecek diye düşünüyorum.

Buket Çetin Kitapları Tümünü Gör