Zülfü Livaneli

Biyografi

Yazar, müzisyen, politikacı ve yönetmen Zülfü Livaneli 20 Haziran 1946’da doğdu. Amerika’da konservatuar eğitimi aldıktan sonra, müziğiyle pek çok ödüle layık görüldü, 300’e yakın besteye, 30 film müziğine hayat verdi. Livaneli ayrıca "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda" olmak üzere dört uzun metrajlı film yönetti, filmleriyle En iyi Avrupa Film Ödülü, Altın Palmiye ve Altın Antigone ödüllerini kazandı. Yazarlığa ilk kez 1978 yılında yayınlanan “Arafat’ta Bir Çocuk” adlı öykü kitabıyla atılan Zülfü Livaneli, “Engereğin Gözündeki Kamaşma” ile Balkan Edebiyat Ödülü, “Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm” ile Yunus Nadi Roman Ödülü, “Mutluluk” ile Barnes & Noble Yeni Büyük Yazar Ödülü, “Son Ada” kitabıyla da Orhan Kemal Roman Armağanı’na hak kazandı. 1996’da UNESCO tarafından büyükelçilik verilen yazar, 2002-2006 yılları arasında milletvekilliği de yapmıştır. Aralarında “Huzursuzluk”, “Serenad” ve “Kardeşimin Hikayesi” de olmak üzere otuza yakın esere imza atmıştır.  

Sizin için en önemli on kitap hangileridir ve onları özel kılan nedir?

WILLIAM FAULKNER, AĞUSTOS IŞIĞI 

Faulkner’in Ağustos Işığı’nı gençliğimde okudum ve bu kitabın hayatımı değiştirebileceğini hissettim. Roman, yerel bir cinayeti evrensel bir trajedi boyutuna yükseltiyor ve okurda, bu olayın her yerde, her zaman olabileceği yönünde bir kimlik duygusu uyandırıyor. Eski Ahit’i hatırlatan arkaik bir hava yaratmasına rağmen, son derece modern bir roman kalitesine sahip. Faulkner, gün ışığında geçen sahnelerde bile gölgeli bir atmosfer yaratmayı biliyor ve böylece bilincimizin karanlık ve gölgeli yapısını temsil ediyor. Şunu da söylemem gerekir ki bir yazar olarak, Faulkner’in etkisinden kurtulmak için epey uğraştım.

19. yüzyılın roman geleneğindeki bazı karakteristik ögelerin, 20. yüz yıl Amerikan romanına taşınmış olduğu görüşündeyim. Dostoyevski, Tolstoy, Turgenyev ve Faulkner, Caldwell, Steinback arasında benzerlikler buluyorum.

DOSTOYEVSKİ, SUÇ VE CEZA

Bu romanda en çok hoşlandığım şeylerden biri, Dostoyevski’nin St. Petersburg’u (anlatmadan) anlatışı. Şehir, karakterlerin iç dünyasını yansıtıyor. Raskolnikov’un işlediği cinayetten dolayı duyduğu vicdan azabı ve itirafları da beni derinden etkiledi. Bugün suç işleyenlerin çoğu, bu suç gizli kaldığı sürece rahatça hayatın keyfini çıkarmaya devam ediyor. Bu açıdan Dostoyevski’nin, insan kalbini idealize ettiği söylenebilir. Yine de bu durum, insan psikolojisinin derinliklerini analiz etmeyi önemseyen bu büyük yazarın, romanın sonunda bir umut ışığı göstermesi ile açıklanabilir.

BİNBİR GECE MASALLARI 

Doğu edebiyatının bu şaheseri, birçok hikâyeyi içiçe geçiren labirent şeklindeki yapısıyla, dünya yazarlarını derinden etkiledi. Jorge Louis Borges ve daha birçokları gibi. Bir kadın tarafından anlatılan bu hikâyelerin hepsi, ölümle hayat arasında sallanan kadınların sadakatsizliği üzerinedir. Bu kitap her yazar için sonsuz bir ilham kaynağı.

MEVLANA, MESNEVİ

Doğu edebiyatının bir başka şaheseri. 13. yüzyılın büyük Sufi şair ve düşünürü Mevlana Celaleddin Rumi tarafından yazılmış. Birbirinin içine geçen meseleleri ve hikâyeleri birleştiren Mesnevi, derinliğinin yanında, modern fikirlerle dolu oluşuyla da okuru şaşırtıyor. Daha 13. yüzyılda Mevlana, her türlü dini, etnik ve cinsel ayrımcılığa karşı çıkıyordu. Kitaplarımda sık sık Mesnevi’den alıntılar yapmayı severim.

Leo Tolstoy, Anna Karenina 

Tostoy’un kendini bir kadınla özdeş kılması ve kadın duygularının derinliklerine inmesi bende hep hayranlık uyandırmıştır. 19.yüzyıl Rusyası’nda, aksakallı bu yaşlı kontun, bir kadının, sonu intiharla biten umutsuz aşkının hikâyesini anlatması ilginçtir. Bu durum, büyük bir yazarın, kendisini dünyadaki başka kişiler ve hikâyelerle bütünleştirebilme yeteneğinden başka neyle açıklanabilir.

Gustave Flaubert, Madame Bovary

Bu kitabı da, Anna Karenina ile aynı nedenlerden dolayı seviyorum. Flaubert’in ayrıntılara göstediği titiz sadakatine ve anlattığı kişi, olay ve yerleri gözümüzde canlandırma ustalığına hayranım.

Garcia Marquez, Önceden Bildirilmiş Bir Cinayetin Anlatısı (Kırmızı Pazartesi)

Bu küçük ama yoğun roman, bir kasabada gelenek uğruna işlenecek olan bir cinayeti bildikleri halde sessiz kalan insanları anlatıyor. Sanıklar bu durumu belli etmelerine rağmen, kasaba bunu bilmeyi reddediyor. Bu kitabı, ülkemde beni de çok uğraştıran, gelenekle modernite çelişkisini anlattığı için çok beğenirim.

Yaşar Kemal, İnce Memed

Türk edebiyatının bu büyükklasiği, gençliğimizde bize adaletsiziliğe ve zulme karşı başkaldırmanın gerekli olduğunu öğretmiştir.

Cervantes, Don Kişot

Tekrar tekrar okuduğum bu başyapıtta, Don Kişot’un değişen bir dünyada, kaybolmuş değerler için verdiği umutsuz mücadeleyi çok hüzünlü bulurum. Mutluluk romanımdaki bir bölüme “Gece Don Kişot, Gündüz Sanço Panza” adını koymuş olmam rastlantı değil. Hepimiz bir parça böyleyiz. Geceleri idealizmle ve yüce duygularla dolup taşarız ama sabah, hayatın gerçekleri bizi birer Sanço Panza haline getirir.

Kaynak: livaneli.gen.tr

Zülfü Livaneli Kitapları Tümünü Gör