Sezar, savaş meydanında nöbet geçirirdi. Napolyon sara hastasıydı. Beethoven en görkemli eserlerini tamamen sağırken besteledi. Dostoyevski dört yılını sürgün geçirdi. Helen Keller ne gördü ne duydu, yine de dünyayı değiştirdi.
1920`de kaleme alınan bu küçük kitap, tarihin en parlak isimleri arasında ortak bir sır arıyor: askerler, şairler, yazarlar, sanatçılar, filozoflar, azizler, devlet adamları... Bayan Leo Everett`e göre bu isimlerin çoğu hastaydı, sakattı, acı içindeydi. Ve belki de tam bu yüzden bu kadar büyük işler başardılar.
“Ey Acı Meleği, bil
Tükendi
Gelince Haber VerSezar, savaş meydanında nöbet geçirirdi. Napolyon sara hastasıydı. Beethoven en görkemli eserlerini tamamen sağırken besteledi. Dostoyevski dört yılını sürgün geçirdi. Helen Keller ne gördü ne duydu, yine de dünyayı değiştirdi.
1920`de kaleme alınan bu küçük kitap, tarihin en parlak isimleri arasında ortak bir sır arıyor: askerler, şairler, yazarlar, sanatçılar, filozoflar, azizler, devlet adamları... Bayan Leo Everett`e göre bu isimlerin çoğu hastaydı, sakattı, acı içindeydi. Ve belki de tam bu yüzden bu kadar büyük işler başardılar.
“Ey Acı Meleği, biliyorum, yüzün
Cennetin her yanında olacak en önce,
Göreceğim ilk yüz, tanıyacağım yüz,
Bana gülümseyerek hızlı yüz de!”