“iyileşmek geçmişi silmek değil, ona anlam vermelidir”/…/ anılar aynamızdır dönüp baktığımız/ acıya dokunmak sevinci geri çağırmak/ gereklidir bu/ aynaların arkasına bakmayı unutmayın/ arkasında kir pas sır/ siz sırdan çıkın yola”
Zaman sabrıdır sırların izlerini sürmek, şimdiye çağırmak ve geçmişle yeniden konuşarak ona yeni anlamlar vermektir. Dokunduğumuz, kokladığımız, duyduğumuz her şey bizi eski zaman eşiğinden geçirerek düne götürür. Damla damla biriktirdiğimiz anılarımız zaman eşiğinden geçtikten sonra damlalar gözyaşı yoluna dönüşür. Sesler sözler yüzüm&
Tükendi
Gelince Haber Ver“iyileşmek geçmişi silmek değil, ona anlam vermelidir”/…/ anılar aynamızdır dönüp baktığımız/ acıya dokunmak sevinci geri çağırmak/ gereklidir bu/ aynaların arkasına bakmayı unutmayın/ arkasında kir pas sır/ siz sırdan çıkın yola”
Zaman sabrıdır sırların izlerini sürmek, şimdiye çağırmak ve geçmişle yeniden konuşarak ona yeni anlamlar vermektir. Dokunduğumuz, kokladığımız, duyduğumuz her şey bizi eski zaman eşiğinden geçirerek düne götürür. Damla damla biriktirdiğimiz anılarımız zaman eşiğinden geçtikten sonra damlalar gözyaşı yoluna dönüşür. Sesler sözler yüzümüzde yatağını bulmuş su gibi akar akar…
İncinmesin diye usulca okşayarak gülümseriz; evet yaşadım ve kuşlar kanatlanır dudağımızın ucundan. Hayat işte… Sonsuz zamana anlam katan o anlar bizim ayak izlerimizdir. Kederinde derin izleri vardır yüzümüzde gülüşümüzde fısıltılar gelir bulur bizi hızar sesli seslenişler kanatır gülüşümüzü. Kuyunun dibindeki taşın yalnızlığı. Ben bu yollardan geçtim mi? Yağmur yağarken ağlamalıyım… Bir de taşın kalbine anlatmıştım, taş biliyor ve ömrünce susmaya yazgılı ta ki kuyunun kapağı kaldırılana kadar. Biliyorum sen taşı taş olarak görüyorsun ben sırtaş. Rüzgâr bunu biliyor rüzgâra sor.
Bir damlanın aylasında bile güzeldir yaşamak damlaya bakmayı bilirsek tabi. Uzaklardan bakıyorum ömrüme. Denizi göğsümde taşıdım, gökyüzünü kirpiklerimde, Şimdi dalgaların kıyılara taşıdığı bir gülüm sadece. Unuturum korkusuyla yaramı kanatıyorum ve yaralarımla konuşarak başlıyorum her yeni güne. Hatırlatmak yazarın yeryüzüne karşı sorumluluğudur. Zeynep Kurada bir hatırlatıcı. İçimizdeki geçmiş zaman eşiğini ateş böcekleri sözcüklerle hatırlatıyor. Öykülerini okuyunca anımsıyorsun “ben de o sulardan geçtim, ben de sığındım bir dağın gölgesine, ben de sustum kuyunun dibinde, ben de kanatlandım rüzgarlarla” (Mehmet Özer)