“Kadın konuşmasının sonuna baktı ki alkışın dozu giderek düşüyor diğer iki konuşmacı gibi konuyu atlara bağlayıp, “Biz Türkler, Anadolu’dan kalkıp tey Viyana kapılarına kadar at sırtında giderken tığ gibi delikanlı askerlerimiz güzeller güzeli yavuklularına mektup yazmak için Arda Nehri’nde, Tuna Nehri’nde mola verip terleyen atlara su içirdiler.” dedi. Ama ne konuşma! Salon alkıştan yıkılıyor. Ben şaşırdım kaldım tabii! Sıra bana geliyor acaba ne konuşsam? Hani çıkıp, "Biz Türkler yoğurda su katıp ayranı icat etmişiz!" desem nasıl tepki verecekler kestiremedim. Katmeri biz icat ettik, haşılın ana vatanı Türkiye`dir de
Tükendi
Gelince Haber VerGülmekle düşünmek arasındaki ince çizgide ustaca yürüyen Veli Barak, “Atlar terleyince su içer.” isimli bu kitabında, gündelik hayatın görünmez çatlaklarından sızan kara mizah, kimi zaman bir kahkaha, kimi zaman içe işleyen bir sessizlikle okurun karşısına çıkıyor.
Bürokratların, siyasilerin, birbirinden değişik karakterlerin ve büyük hayallerle yıkılan umutların birbirine karıştığı bu öykülerde, hayatın çelişkisi, ironinin keskin aynasında yeniden şekilleniyor. Bayak’ın dili sade ama dokunuşu derin. Her cümle hem güldürüp hem düşündüren bir yaşanmışlık gibi parlıyor.
Kuşkusuz “Azizleri rahat bırakmak lazım” ama eleştirmenlerin “Yeni Aziz Nesin” diye andığı Veli Bayrak bu kitapta insana, topluma ve zamana karşı keskin gözlem gücünü sergiliyor.