Merhaba,
Ben Zahide, içine sevgi serpiştirilmiş her çorbanın tadıcısı, meraka gark etmiş her ruhun misafiriyim. Henüz konuşmayı öğrenmeden önce gözlerimi, okuma yazma öğrenmeden önce sözlerimi ve kale-mi elime aldığımdan beridir kalemimi kullanarak yaşadım desem, biyografimin ana hatlarını sizlere sunmuş olurum.
Neye benzediğime gelince,
Göklere erişmek isteyip de toprağın içinde tohumlara karışmış bir boyum, gökkuşağına kapılmış göz-lerim, yağmurlarda yanmış saçlarım var. Uzakların manasını anlamak uğruna, kendi damarlarında kilometreler aşmaktan yorgun düşmüş bacaklarım, her sabah aynı açıyla
Tükendi
Gelince Haber VerMerhaba,
Ben Zahide, içine sevgi serpiştirilmiş her çorbanın tadıcısı, meraka gark etmiş her ruhun misafiriyim. Henüz konuşmayı öğrenmeden önce gözlerimi, okuma yazma öğrenmeden önce sözlerimi ve kale-mi elime aldığımdan beridir kalemimi kullanarak yaşadım desem, biyografimin ana hatlarını sizlere sunmuş olurum.
Neye benzediğime gelince,
Göklere erişmek isteyip de toprağın içinde tohumlara karışmış bir boyum, gökkuşağına kapılmış göz-lerim, yağmurlarda yanmış saçlarım var. Uzakların manasını anlamak uğruna, kendi damarlarında kilometreler aşmaktan yorgun düşmüş bacaklarım, her sabah aynı açıyla güneşe açılan kollarım ve elbette ki sadece yazmayı öğretebildiğim ellerim var.
Soruların, kendine mesken bulduğu zavallı beynimin ise tek bildiği sonsuza dek öğrenci kalacağıdır. Ve ruhum tabii ki, kimi zaman iki satırda kayboluverir, kimi zaman kâinat dar gelir.
Beni ben yapan her şeyim, ellerim, beynim, gözlerim ve elbette ki hissettiklerimle karşınızdayım efendim. Ömrü boyunca yazmaya azmetmiş bir zevkin ihtirasına kurban oldum. Hani tüm âşıkların dediği gibi, “Yazmazsam, öleceğim.” Düşüncelerimin zincirlerinden kopup sizlere ulaşacağı tüm bu-luşmalara yüz milyonlarca defa merhaba, merhaba, merhaba.
Şimdi tüm hayallerimi yirmi dokuz harfe sığdırdım ve sizlere yaratılmış her hikâyeyi çizmeye çalışıyo-rum, ne kadar aciz olduğumu bilsem de anlaşacağımızı düşünüyorum. Sizlere aşkın tüm vaatlerini sunarak, önünüzde eğilen ben, karşınızda konuşmayı bilmeyen bir çocuk gibiyim.
Sevgili okurlarım, ben tüm kadınların hikâyelerini, duvarlara işlemiş, kimsesiz bir kalem ustasıyım. Ben de bir kadınım ve hikâyesi ne olursa olsun her kadının masum yanına inanırım.
Şimdi, gelin bu altı kadının evlerine tek-tek misafir olalım, çaylarından içelim, onları dinlemeyi, izle-meyi, onlarla gülmeyi ve ağlamayı da ihmal etmeyelim. Bir de lütfen unutmayalım!
Bu Kitaptaki Hiçbir Günah, Suç Değildir!