Önce kokusu gelir usulca, sonra görüntüler, sesler, ağır ağır çöker. Kahvenin paketini açtığınızda, o incecik tozların arasından yükselen koku… Bana hem acı hem tatlı gelir; hem yeni uyanmış gibidir hem de yıllardır ayakta. Her nefeste biraz geçmişe, biraz da bugüne karışır gider sanki.
…
Yürüdüğümüz, koşturduğumuz o yollar, çocukluğumuzun tozuyla, gençliğimizin telaşıyla hâlâ orada duruyor. Binalar değişti belki, tabelalar, vitrinler, yüzler… Ama o yılların sıcaklığı hâlâ aynı.
…
Şimdilerde düşündükçe, “O asırlı
Tükendi
Gelince Haber VerÖnce kokusu gelir usulca, sonra görüntüler, sesler, ağır ağır çöker. Kahvenin paketini açtığınızda, o incecik tozların arasından yükselen koku… Bana hem acı hem tatlı gelir; hem yeni uyanmış gibidir hem de yıllardır ayakta. Her nefeste biraz geçmişe, biraz da bugüne karışır gider sanki.
…
Yürüdüğümüz, koşturduğumuz o yollar, çocukluğumuzun tozuyla, gençliğimizin telaşıyla hâlâ orada duruyor. Binalar değişti belki, tabelalar, vitrinler, yüzler… Ama o yılların sıcaklığı hâlâ aynı.
…
Şimdilerde düşündükçe, “O asırlık ağaçların altında film izlemek ne büyük bir ayrıcalıkmış.” diye geçiyor içimden. Bazen, rüzgârın da etkisiyle, birkaç ağaç dalının gölgesinin perdeye yansıdığı da olurdu.