İnsanın var olduğu her yerde eğitimden söz etmek mümkündür. İlkel kabilelerden en modern toplumlara kadar her zaman ve her ortamda yetişen neslin kazanması istenen değerler olmuştur ve olacaktır. Çünkü sürdürülebilir bir sosyal hayat için toplumun sahip olduğu değerlerin yetişen nesil tarafından öğrenilmesi, anlaşılması ve benimsenmesi bir zorunluluktur.
Ülkemizde uzun yıllar boyunca din eğitimi, teorik bilgi ve ezberi yeterli kabul eden bir anlayışla kurgulanmıştır. Ancak bu yeterli değildir; artık din eğitiminden ahlaki duyarlılığı gelişmiş, farklılıklara saygı gösterebilen, çevresine duyarlı, toplumsal sorumluluk bilinci
Tükendi
Gelince Haber Verİnsanın var olduğu her yerde eğitimden söz etmek mümkündür. İlkel kabilelerden en modern toplumlara kadar her zaman ve her ortamda yetişen neslin kazanması istenen değerler olmuştur ve olacaktır. Çünkü sürdürülebilir bir sosyal hayat için toplumun sahip olduğu değerlerin yetişen nesil tarafından öğrenilmesi, anlaşılması ve benimsenmesi bir zorunluluktur.
Ülkemizde uzun yıllar boyunca din eğitimi, teorik bilgi ve ezberi yeterli kabul eden bir anlayışla kurgulanmıştır. Ancak bu yeterli değildir; artık din eğitiminden ahlaki duyarlılığı gelişmiş, farklılıklara saygı gösterebilen, çevresine duyarlı, toplumsal sorumluluk bilinci taşıyan ve öğrendiği değerleri gündelik yaşamına yansıtabilen bireyler yetiştirmesi beklenmektedir. Bu amaçla bilgiden duyguya, duygudan da davranışa bir yolculuk gereklidir.
İşte bu kitapta, din eğitiminin bilgi aktarmanın ötesine geçerek bireyin hayatına dokunan, anlam dünyasını şekillendiren ve davranışlarına yön veren bir eğitim alanı olarak nasıl yeniden yapılandırılabileceği ele alınmaktadır. Bu doğrultuda eser, beceri temelli eğitim yaklaşımını din eğitimi bağlamında teorik ve uygulamalı boyutlarıyla incelemekte; din eğitiminin bilgi, duygu ve davranış bütünlüğü ekseninde yeniden düşünülmesine katkı sunmayı amaçlamaktadır.