Veysel Erol şiiri, varoluşa dair özne kurgusunu duygu/düşünce geriliminde sorunlaştırmak üzere, kelimelerin sözlükteki donukluğunu sarsmakla yetinmez, dilin gramatik yapısına ve mantık düzenine yönelik bir tahribatı deneyimler.
Doğal temsillere ve uyumlu imgelere aykırı bu dilsel kırım, zihinde taşkın bir fazlalık, kavrayışı zorlayan bir yabancılaşma olarak, günümüz Türk şiirinin ana gövdesinden bir sapmadır.
Kendi malzemesiyle ve imkânlarıyla cebelleşirken, yeryüzünde varlığını keşfetmeye çalışan kesik ve suskulu dokunuşlarla tedirgin, bulanık imgeler oluşturur. Bu yanıyla seçkin okurun kavrayışına muhta&
Tükendi
Gelince Haber VerVeysel Erol şiiri, varoluşa dair özne kurgusunu duygu/düşünce geriliminde sorunlaştırmak üzere, kelimelerin sözlükteki donukluğunu sarsmakla yetinmez, dilin gramatik yapısına ve mantık düzenine yönelik bir tahribatı deneyimler.
Doğal temsillere ve uyumlu imgelere aykırı bu dilsel kırım, zihinde taşkın bir fazlalık, kavrayışı zorlayan bir yabancılaşma olarak, günümüz Türk şiirinin ana gövdesinden bir sapmadır.
Kendi malzemesiyle ve imkânlarıyla cebelleşirken, yeryüzünde varlığını keşfetmeye çalışan kesik ve suskulu dokunuşlarla tedirgin, bulanık imgeler oluşturur. Bu yanıyla seçkin okurun kavrayışına muhtaçtır; çünkü poetik olarak tamamlanamayan, eksik/fazla diyalektiğine asılı kalmış, yaralı bir söyleyiştir.
Veysel Erol şiirselindeki estetik deneyim ( erlebnis ), hakikati bir çatışma, uyumsuzluk , tıkanma ve gerçekliğin baskıladığı bir soyut kategori olarak işaretler; hayatın acınası sıradanlığına sinen içsel/dışsal “aporia”yı, negatif bir imkân hâlinde , yerleşik felsefî kabullerin üzerine salar, onu aşındırır.
Kaygan, yabanıl, konfor bozucu, kendi malzemesine büzüşmüş bu şiir, Kant’çı Yüce dolayında evrenselle de farklılaşmış ( diferansiyel ) bir yakınlık arar; bu yanıyla da , kendine bir öznel varoluş zemini kurmaya çırpınan huzursuz okura ağrılı bir çağrıdır.