Bir Zamanlar İstanbul Sosyal ve Eğlence Hayatı - Ticari Yapısı - Eski Adetler
Tükendi
Gelince Haber VerNietzsche bu eserinde Hristiyanlığı sadece bir inanç olarak değil, yaşamı zehirleyen bir "kurumsal hastalık" olarak tanımlar.
1. Köle Ahlakı vs. Efendi Ahlakı
Nietzsche`ye göre Hristiyanlık, antik dünyanın (Grek ve Roma) güçlü, sağlıklı ve yaşamı onaylayan değerlerini tersine çevirmiştir.
• Hristiyanlık: Gurur, güç ve bedensel hazzı "günah" saymış; zayıflığı, boyun eğmeyi ve acizliği "erdem" olarak yüceltmiştir.
• Sonuç: Yaşamı reddeden, "sürü psikolojisine" dayalı bir köle ahlakı ortaya çıkmıştır.
2. "Hınç" (Ressentiment) Kavramı
Nietzsche, Hristiyan ahlakının temelinde hınç duygusunun yattığını savunur. Zayıf olanlar, güçlü olana duydukları kıskançlığı ve nefreti "iyilik" maskesi altında gizlemiş; dünyevi başarıyı lanetleyerek öte dünya vaadiyle teselli bulmuşlardır.
3. Yaşamın İnkarı ve Dekadans (Çöküş)
Nietzsche için Hristiyanlık "nihilizmin" en sinsi formudur.
• Gerçek olanı (bu dünyayı) "yalan" sayar.
• Yalan olanı (öte dünyayı) "gerçek" kabul eder.
• Bu durum, insanın içgüdülerini körelterek yaşam enerjisini yok eder.
4. İsa ve Kilise Ayrımı
Nietzsche, İsa’nın kendisine (bir "budala" veya "saf bir tip" olarak görse de) Kilise kadar saldırmaz. Ona göre:
• Tek bir Hristiyan vardı, o da çarmıhta öldü.
• Kilise, İsa’nın öğretisini tamamen çarpıtarak bir iktidar aracına dönüştürmüştür. Aziz Pavlus, Nietzsche`nin gözünde bu "yozlaşmanın" asıl mimarıdır.
________________________________________
Temel Sonuç: Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi
Nietzsche, "Deccal" ile Hristiyanlığın bin yıllık değer yargılarını yıkmayı amaçlar. Onun yerine:
• Acıma yerine Güç,
• Öte dünya yerine Bu Dünya,
• Sürü ruhu yerine Üstinsan (Übermensch) kavramlarını koyar.
"Hristiyanlık, yaşamın en derin yerindeki o büyük nefretin, o büyük intikamın temsilcisidir." — Nietzsche, Deccal