Özet olarak, siyasal iktidarı kullanacak organların farklı siyasi partiler tarafından temsil edilmesi ya da ilgili organların siyasetin tayin edilmesinde farklı tavırları benimsemesi hâli şeklinde tanımlanan ve çalışmanın temelini oluşturan bölünmüş hükûmet olgusu, genel itibarıyla başkanlık sistemlerini ilgilendiren çalışmalarda ve çoğunlukla da Amerikan siyaset bilimcileri tarafından inceleme konusu yapılmıştır. Başkanlığın ve Kongre’nin aynı parti tarafından kontrol edilmemesi ya da Başkan ve Kongre arasındaki anlaşmazlıklar, Amerikan başkanlık tecrübesinin uzun bir süredir normali olarak kabul edilmektedir. Buna mukabil doksanlı yılların başlangıcından itibaren
Tükendi
Gelince Haber VerÖzet olarak, siyasal iktidarı kullanacak organların farklı siyasi partiler tarafından temsil edilmesi ya da ilgili organların siyasetin tayin edilmesinde farklı tavırları benimsemesi hâli şeklinde tanımlanan ve çalışmanın temelini oluşturan bölünmüş hükûmet olgusu, genel itibarıyla başkanlık sistemlerini ilgilendiren çalışmalarda ve çoğunlukla da Amerikan siyaset bilimcileri tarafından inceleme konusu yapılmıştır. Başkanlığın ve Kongre’nin aynı parti tarafından kontrol edilmemesi ya da Başkan ve Kongre arasındaki anlaşmazlıklar, Amerikan başkanlık tecrübesinin uzun bir süredir normali olarak kabul edilmektedir. Buna mukabil doksanlı yılların başlangıcından itibaren olgunun diğer hükümet sistemleri açısından da söz konusu olup olmadığı benzer şekilde Amerikan siyaset bilimcileri tarafından dillendirilmiştir. Aslında Amerikan siyaset bilimcileri, yönetim sürecindeki aksamanın sebebi olarak görülen bölünmüşlüğün sadece Amerikan başkanlık uygulamasına has bir durum olmadığını, benzer aksamaların parlamenter sistem ve yarı-başkanlık sistemi açısından da var olduğunu ifade etmeye çalışmışlardır. Çalışmanın temel problemini de bu nokta oluşturmaktadır. Başkanlık sisteminde mevcut olan bir olgunun parlamenter sistem ve yarı-başkanlık sistemi açısından var olup olmadığı bu bağlamda değerlendirmeye tâbi tutulmuştur.
Çalışma konusunun belirlenmesinde önemli hareket noktalarından birisini, 2014 yılında ilk kez halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanının, devamında başbakan ile yaşadığı gerilimler ve bu gerilimli sürecin yönetimi oluşturmaktadır. Teorik olarak yarı-başkanlık sistemi kabul edilen bu dönemde yaşananlar, yürütme organını oluşturan tarafların aynı siyasi çizgiyi paylaşmalarına rağmen ihtilafa düşebilmesi açısından dikkat çekicidir. Bu bağlamda iki siyasi figürün farklı siyasi çizgide olmamalarına rağmen bir bölünmüş hükümet türü olan kohabitasyonu tecrübe etmeleri, başlangıçta çalışma konusunun yarı-başkanlık sistemi eksenli olmasını gerektirmiş ve çalışma büyük oranda bu yönde ilerlemiştir.
6771 sayılı kanun neticesindeki kapsamlı anayasa değişiklikleri ile kendine özgü bir başkanlık sisteminin kabul edilmesi, çalışmamız açısından bazı değişikliklerin yapılmasını gerektirmiş ve Türk anayasal düzeni açısından bölünmüş hükûmetin görünümü, yeni anayasal esaslar açısından da inceleme konusu yapılmaya çalışılmıştır.