Türk tarihinin sayılı ve tipik hâdisesi olan 31 Mart faciası denildiği gibi bir irtica vak’ası mıdır, yoksa bir ihtilâl mı?
Şimdiye kadar bu mevzuda yazılan eserlerin hepsinde, hakikat ve oynanan caniyâne oyunu gürültüye getirmek ve bu çok mühim hâdiseyi tarihten ve milletten gizlemek için çok fazla gayret sarf edildiği ve zati meseleye asla temas edilmediği görülmektedir.
Daha garibi, bu mühim mevzu hakkında neşriyatta bulunan gayretkeşlerin ve taraf tutanların bazıları isimlerini açıklamaktan bile çekinmişlerdir.
Milletimizin, çok uzun süren bir gaflet uykusun
Tükendi
Gelince Haber VerTürk tarihinin sayılı ve tipik hâdisesi olan 31 Mart faciası denildiği gibi bir irtica vak’ası mıdır, yoksa bir ihtilâl mı?
Şimdiye kadar bu mevzuda yazılan eserlerin hepsinde, hakikat ve oynanan caniyâne oyunu gürültüye getirmek ve bu çok mühim hâdiseyi tarihten ve milletten gizlemek için çok fazla gayret sarf edildiği ve zati meseleye asla temas edilmediği görülmektedir.
Daha garibi, bu mühim mevzu hakkında neşriyatta bulunan gayretkeşlerin ve taraf tutanların bazıları isimlerini açıklamaktan bile çekinmişlerdir.
Milletimizin, çok uzun süren bir gaflet uykusundan henüz uyanamadığı bir sırada patlak veren bu azim fesatta, birçok mânâlar ve hakikatler gizli olduğu halde, maalesef, hiçbir kalem sahibi düşmanlarımızın marifeti ve eseri tertibi olan bu yüz karasına el koymaya ve yaraya neşter vurmağa cesaret etmemiştir.
Hâlbuki milletimizin 31 Mart mürettep ihtilâlinden alacağı pek çok dersler olduğu gibi, bu menfur hâdisenin iç yüzünde de gayet mühim, acı ve tüyler ürpertici hakikatler mevcuttur.
31 Mart’ı hazırlayanları meydana getirdikleri plânlı gürültü ve ruhlara aşıladıkları dehşet ve korku o kadar büyüktür ki: Aradan elli yıl geçmesine rağmen hâlâ eskisi gibi bir sinme ve çekinme mevcut olduğu inkâr edilemez.