1759 Avrupa, Lizbon depreminin ve Yedi Yıl Savaşları`nın gölgesinde kendi felsefelerini sorguluyor. Voltaire, alaycı kaleminin en keskin işini görüyor: Saf bir delikanlının, hocası Pangloss`tan öğrendiği "mümkün dünyaların en iyisi" inancını dünyaya sınatıyor. Westfalya`nın küçük şatosundan bir tekmeyle kovulan Candide, Bulgar ordusunun talimlerine, Lizbon`un alevlerine, Engizisyon ateşine, Eldorado`nun altınla oynayan çocuklarına, Surinam`ın kesik kollu kölelerine ve Venedik`in bezgin sofralarına savrulur. Aşkı kaybeder, yeniden bulur; servet kazanır, çabuk kaybeder; her tokatta hocasının cümlesini bir kez daha tartar.
Sonu
Tükendi
Gelince Haber Ver1759 Avrupa, Lizbon depreminin ve Yedi Yıl Savaşları`nın gölgesinde kendi felsefelerini sorguluyor. Voltaire, alaycı kaleminin en keskin işini görüyor: Saf bir delikanlının, hocası Pangloss`tan öğrendiği "mümkün dünyaların en iyisi" inancını dünyaya sınatıyor. Westfalya`nın küçük şatosundan bir tekmeyle kovulan Candide, Bulgar ordusunun talimlerine, Lizbon`un alevlerine, Engizisyon ateşine, Eldorado`nun altınla oynayan çocuklarına, Surinam`ın kesik kollu kölelerine ve Venedik`in bezgin sofralarına savrulur. Aşkı kaybeder, yeniden bulur; servet kazanır, çabuk kaybeder; her tokatta hocasının cümlesini bir kez daha tartar.
Sonunda Propontis kıyısındaki küçük bir bahçede, bir kürek sapına ve yaşlı bir Türk`ün üç sözüne varır.
Voltaire’in tüm zamanların en cesur kahkahası, bu kısa romanda saklı. Bu kitap, dünyayı kurtarmaya kalkmadan önce kendi bahçesini ekmeyi öğretiyor.