Abdullah Cevdet, Kılıçzade Hakkı ve Celal Nuri gibi isimler, aslında birer “muhalif”tir; hem Medrese Zümresi’nin yerleşik paradigmasını hem de muktedir İttihat ve Terakki Fırkası’nın değişken ideolojisini eleştirmişler ve Türkiye için yeni bir yol çizmeye çalışmışlardır. Bu yolun ilhamı, çağdaş bilim ve teknolojiden alınmış görünmektedir. Bu nedenle onları, İctihâd dergisinin yazarları oldukları veya “Bâb-ı İctihâd”ın (İçtihat Kapısı’nın) açılmasını savundukları için “İçtihatçılar” veya daha doğrusu büyük bir “inkılâb”ın d
Tükendi
Gelince Haber VerAbdullah Cevdet, Kılıçzade Hakkı ve Celal Nuri gibi isimler, aslında birer “muhalif”tir; hem Medrese Zümresi’nin yerleşik paradigmasını hem de muktedir İttihat ve Terakki Fırkası’nın değişken ideolojisini eleştirmişler ve Türkiye için yeni bir yol çizmeye çalışmışlardır. Bu yolun ilhamı, çağdaş bilim ve teknolojiden alınmış görünmektedir. Bu nedenle onları, İctihâd dergisinin yazarları oldukları veya “Bâb-ı İctihâd”ın (İçtihat Kapısı’nın) açılmasını savundukları için “İçtihatçılar” veya daha doğrusu büyük bir “inkılâb”ın düşünsel temellerini attıkları için “Devrimciler” olarak nitelendirmek daha uygun olacaktır. Bu “İçtihatçılar” veya “Devrimciler” içinde Celal Nuri’nin müstesna bir yeri vardır; çünkü o Türkiye’nin en çetin sorununa odaklanmış ve Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi Hükemâ-yı İslâmiyye’den (İslam Filozofları’ından) asırlar ve asırlar sonra “akıl” ile “nakl”i, bu defa “Aklî İlimler”in yerine Çağdaş Fenleri ve Materyalizmi ve “Naklî İlimler”in yerine de “Yeni Kelam” ve “Yeni Fıkıh”ı koymak suretiyle yeniden uzlaştırma denemesine girişmiştir. Bunda ne kadar başarılı olduğu bir tarafa bırakılabilir; önemli olan Celal Nuri’nin bu girişimi ile yeni bir din algısının doğabilmesi için “içtihat kapıları”nı sonuna kadar açması ve Türklerin yerleşik “Dünya ve Ahiret Algıları”nı değiştirmeye çalışmasıdır.