İnsan yalnızca yeryüzünde yürüyen ölümlü bir gölge değil, yıldızların ve evrenin sırrını kendi içinde taşıyan uyuyan bir tanrıdır.
Batı ezoterizminin, simyanın ve gizli ilimlerin şahdamarı olan Corpus Hermeticum, “Üç Kere Büyük” Hermes’in asırlar ötesinden yankılanan ölümsüz fısıltısıdır.
“Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır” diyerek makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki o sarsıcı bağı ifşa eden bu anıtsal metin; maddi dünyanın kalın perdesini yırtıp atarak İlahi Akıl’la (Nous) bütünleşmenin ve ruhun kusursuz simyasının kapılarını aralar.
Rönesans&
Tükendi
Gelince Haber Verİnsan yalnızca yeryüzünde yürüyen ölümlü bir gölge değil, yıldızların ve evrenin sırrını kendi içinde taşıyan uyuyan bir tanrıdır.
Batı ezoterizminin, simyanın ve gizli ilimlerin şahdamarı olan Corpus Hermeticum, “Üç Kere Büyük” Hermes’in asırlar ötesinden yankılanan ölümsüz fısıltısıdır.
“Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır” diyerek makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki o sarsıcı bağı ifşa eden bu anıtsal metin; maddi dünyanın kalın perdesini yırtıp atarak İlahi Akıl’la (Nous) bütünleşmenin ve ruhun kusursuz simyasının kapılarını aralar.
Rönesans’ı ateşleyen, binlerce yıldır inisiyelerin, okültistlerin ve mutlak hakikat arayışçılarının en büyük sırrı olarak saklanan bu kadim bilgeliğe dokunduğunuzda, evrene bir daha asla aynı gözle bakamayacaksınız.