... ihtiyaçlar ve arzular, sanki yaşamın tek anlamı acı çekmeden duyusal zevkler yaşamakmış gibi, ne bastırılabilir ne de tatmin edilebilir. Ancak acı yıkıcıdır, baharlarımızı öldürür ve üzerimize kurşun gibi bir gökyüzü indirir. Acı, varlığımızın anlamını saptırır ve ahlaki varlık olarak bizi engeller, çünkü erdemler sadece “keyifli yaşam” ile “el ele gider” ve “keyifli yaşam erdemlerden ayrılamaz.” Zevk “yaşamın amacı”dır ve bu nedenle ahlakın koşulu ve kriteridir. Zevk, bizi neşe ve mutlulukla, huzursuzluk ve acıdan uzak, dengeli ve amacını bulmuş ve gerçekleştirmiş varlık lar haline get
Tükendi
Gelince Haber Ver... ihtiyaçlar ve arzular, sanki yaşamın tek anlamı acı çekmeden duyusal zevkler yaşamakmış gibi, ne bastırılabilir ne de tatmin edilebilir. Ancak acı yıkıcıdır, baharlarımızı öldürür ve üzerimize kurşun gibi bir gökyüzü indirir. Acı, varlığımızın anlamını saptırır ve ahlaki varlık olarak bizi engeller, çünkü erdemler sadece “keyifli yaşam” ile “el ele gider” ve “keyifli yaşam erdemlerden ayrılamaz.” Zevk “yaşamın amacı”dır ve bu nedenle ahlakın koşulu ve kriteridir. Zevk, bizi neşe ve mutlulukla, huzursuzluk ve acıdan uzak, dengeli ve amacını bulmuş ve gerçekleştirmiş varlık lar haline getirir. Hoş bir hayat erdemlerden ayrılamazsa, neşe ve sevinç ile huzursuzluğun ortadan kaldırılması insanın varoluşunun temel bir parçasıdır. Bunlar ontolojik olarak da söz konusudur ve bu nedenle varoluşsal olarak dayatılan kategorik emirler gibi görünürler. Epicur, insanın mutlu bir varlık olarak kendini gerçekleştirme gücünü kanıtlamak için, insanlık durumunun kendisini ele alır ve bu nedenle şeylerin kökünden yola çıkar. Ancak insanın doğası gereği mutluluk halinde olduğunu bilen filozof, seçim faktörünü de dikkate alır ve böylece uygun bir ahlak kavramı önerir. Ne olduğumuzu, seçimlerimiz ve kendimize verdiğimiz anlamı gerçekleştirme çabalarımızla belirleriz. Yani, durumumuzu kabul edebiliriz, ama ona karşı gelerek onu bozabiliriz de; aşırılık ve vazgeçme, doğamızdan, yani zevkten sapma anlamına gelir.