İnsan dünyaya hazır bir anlamla gelmez.
Varoluş, çoğu zaman yalnızlıkla, eksiklikle ve anlam arayışıyla başlar.
Felsefi Varoluşun Sınırlarını Zorlamak, bu arayışın en çıplak, en cesur ve en samimi biçimi olan mektuplar üzerinden kaleme alınmış felsefi–edebi bir eserdir.
Bu kitapta aşk, sıradan bir duygu değil; varoluşu sorgulamanın, insanın kendini geleceğe fırlatmasının ve hiçliğe karşı “ben buradayım” diyebilmesinin bir yoludur. Sevgiliye yazılmış gibi görünen mektuplar, aslında varlığa, zamana, özgürlüğe, devrime ve ütopyaya yöneltilmiş felsef
Tükendi
Gelince Haber Verİnsan dünyaya hazır bir anlamla gelmez.
Varoluş, çoğu zaman yalnızlıkla, eksiklikle ve anlam arayışıyla başlar.
Felsefi Varoluşun Sınırlarını Zorlamak, bu arayışın en çıplak, en cesur ve en samimi biçimi olan mektuplar üzerinden kaleme alınmış felsefi–edebi bir eserdir.
Bu kitapta aşk, sıradan bir duygu değil; varoluşu sorgulamanın, insanın kendini geleceğe fırlatmasının ve hiçliğe karşı “ben buradayım” diyebilmesinin bir yoludur. Sevgiliye yazılmış gibi görünen mektuplar, aslında varlığa, zamana, özgürlüğe, devrime ve ütopyaya yöneltilmiş felsefi seslenişlerdir.
46 bağımsız mektuptan oluşan eser;
varoluşsal yalnızlık,
aşk ve özgürlük ilişkisi,
bireysel acının kolektif bilince dönüşümü,
umut, direniş ve anlam yaratma çabası
gibi temaları derin bir içsel yolculuk eşliğinde ele alır.
Bu satırlarda okur, yalnızca yazarı değil; kendi sesini, kendi yarım kalmış duygularını ve kendi varoluş sorularını da bulur. Çünkü bu mektuplar tek bir sevgiliye değil, hissedebilen herkese yazılmıştır.
Felsefi Varoluşun Sınırlarını Zorlamak,
aşkı bir sığınak değil, bir dönüşüm ve direniş alanı olarak gören;
edebiyat, felsefe ve duygu dünyasında derinlik arayan okurlar için güçlü ve sarsıcı bir metindir.
Bu kitap, geçmişe yazılmış bir özlem değil;
zamana karşı bırakılmış bir varlık kanıtıdır.