Katolik ve kıtasal Avrupa muhafazakârlığının kurucularından biri –belki de başlıcası– kabul edilen Joseph de Maistre’in adı Türkiye’de uzun zamandır muhafazakârlık tartışmalarında dolaşımda olsa da, eserleri çoğu kez doğrudan okunmadan, birkaç yerleşik sıfatın gölgesinde anıldı: “gerici”, “teokrat”, “mutlakiyetçi”, “karşı-devrimci”… 1796 tarihli Fransa Üzerine Düşünceler’in en eksiksiz sürümü kabul edilen 1829 edisyonunu esas alan bu çeviri, iki yüzyılı aşkın bir gecikmenin ardından Türkiye’deki entelektüel okurları nihayet Ma
Tükendi
Gelince Haber VerKatolik ve kıtasal Avrupa muhafazakârlığının kurucularından biri –belki de başlıcası– kabul edilen Joseph de Maistre’in adı Türkiye’de uzun zamandır muhafazakârlık tartışmalarında dolaşımda olsa da, eserleri çoğu kez doğrudan okunmadan, birkaç yerleşik sıfatın gölgesinde anıldı: “gerici”, “teokrat”, “mutlakiyetçi”, “karşı-devrimci”… 1796 tarihli Fransa Üzerine Düşünceler’in en eksiksiz sürümü kabul edilen 1829 edisyonunu esas alan bu çeviri, iki yüzyılı aşkın bir gecikmenin ardından Türkiye’deki entelektüel okurları nihayet Maistre ile buluşturuyor ve bu sıradışı düşünüre ilişkin ikinci el hükümlerin yarattığı bilgisizliği gidermeyi amaçlıyor.
Siyasal düşünceler tarihçisi Hasan Aksakal’ın Maistre ve düşünce dünyasını tanıtan, tartışan, eleştiren ve bağlamsallaştıran kapsamlı sunuş yazısıyla birlikte Fransa Üzerine Düşünceler, Türkiye’de muhafazakârlık, din, devrim, kurucu akıl ve modernite üzerine yürütülen tartışmalara geç kalmış ama vazgeçilmez bir klasik olarak katılıyor.
Düşünceler’i yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğinde okumak, elbette, Eski Rejimin savunucularının karşı-devrimci hiddetine, monarşi övgüsüne ve hiyerarşik toplum tasavvuruna alan açmak anlamına gelmiyor. Aksine, Maistre’i günümüzün perspektifiyle okumak, uzun süredir burjuvazinin halka yol gösterdiği bir dünyada insanlığın hâlâ çözemediği düzen, özgürlük ve meşruiyet meseleleriyle, tarihin ve siyasetin en rahatsız edici konuları üzerinden yeniden yüzleşme imkânı sunuyor. Tam da bu sebeple söz konusu yüzleşme, okurlara, devrime ve düzene, geleneğe ve yeniliğe dair kolay cevaplar sunmak yerine henüz ilk sayfalardan itibaren güçlü sorular ve kaçınılması zor bir zihinsel meydan okuma vaat ediyor.