Binlerce yıldır insanlık Tanrı`ya, kendisinden zengin bilgelik ve kutsal sanat geleneklerinin kaynadığı vahiyler ile bağlanmıştır.
Bu geleneklerin çağdaş dünyada hâlâ anlam ve önemi var mıdır?
Bu geleneklerin reddedilmesinden doğan sonuçlar nelerdir?
"[Modern dönemde] bilginin yok edilişini ve şuurun karartılmasını reddeden Harry Oldmeadow, bu kitapta önde gelen Ezelî Hikmet öğretisi savunucusu yazarlar ve başka seçkin düşünürler tarafından kaleme alınmış yirmi beş ilgi uyandırıcı makaleyi derlemiş. Bu yazarların beş bölüme ayrılmış cevapları; Gelenek ve Modernite, Ezelî Hakikatler ve Modern Sahteleri arasındaki karşıtlıkları, Toplumsal Düzeni, Bilimciliğin `Tek Yanlı Bakışı`nı ve son olarak Geleneksel Kültürlerin Yok Edi
Tükendi
Gelince Haber VerElinizdeki kitap, modernitenin manevi krizinin köklerini gün yüzüne çıkarmayı amaçlayan makalelerden oluşan bir derlemedir. Eser, geleneksel metafizik ve kozmolojik ilkelerin kaybı ve bunların yerini modernitenin sahte mitolojilerinin alması, geleneksel dinî ve toplumsal biçimlerin aşınması, dünyevi ve materyalist bir bilimcilik anlayışının üstünlük kazanması gibi konular etrafında şekillenmektedir. Makalelerin bir kısmı, modernitenin hâkim fikirleri, varsayımları ve değerleriyle karşılaştırmalı olarak geleneksel ilkeleri açıklamaya odaklanırken diğerleri ise çalışmanın kutsallıktan arındırılması, küresel ekolojik kriz ve yerli kültürlerin yok oluşu gibi dünyanın her yerindeki mütefekkirleri yakından ilgilendiren sorunları ele almaktadır. Bu kitaptaki makaleler, çağdaş dünyanın en önemli sorunlarının bir şekilde “geleneğe ihanet” ile bağlantılı olduğu düşüncesinden hareket etmektedir. Bu ihanet, Doğu ve Batı’daki geleneksel medeniyetlere yön veren ilke ve değerleri, hayatın içinde tecrübe ve idrak etmekten yoksun kalmak anlamına gelmektedir. Harry Oldmeadow’un bu eserinin ayırt edici yönü, modernitenin en önemli problemlerini farklı bakış açılarından ele alan geniş bir yazar kadrosunu bir araya getirmesidir. Bu bakış açılarındaki görünür çeşitliliğin ardında, modern medeniyetin manevi yönünü kaybettiği ve gerçek bir toparlanmanın ancak geleneğin ezelî hakikatlerine dönüşle mümkün olabileceği yönünde bir görüş birliği bulunmaktadır.