Elinizde tuttuğunuz bu kitap ne bir itiraf ne de bir savunmadır; bu, bir mahpushanenin duvarları kadar sert, insan ruhunun kıvrımları kadar girift ve zamanın kendisi kadar ironiktir. İnsanı inşa eden tüm yapılar; mantık, düzen, ahlak, sevgi, suç ve ceza bu kitapta bir kez daha gözden geçirilir bu sefer ama tanıdığımız hâlleriyle değil. Cam gibi şeffaf bir deliliğin içinde, yepyeni bir kavramda.
Kim anlatıyor bu hikâyeyi? Bir mahkûm mu? Bir suçsuz mu? Bir filozof mu? Bir Tanrı mı? Yoksa tüm bunların maskesini takmış biri mi? Bu sorunun cevabı, belki de hiç verilmemeli. Çünkü bu kitap, kim olduğumuzdan çok neye
Tükendi
Gelince Haber VerElinizde tuttuğunuz bu kitap ne bir itiraf ne de bir savunmadır; bu, bir mahpushanenin duvarları kadar sert, insan ruhunun kıvrımları kadar girift ve zamanın kendisi kadar ironiktir. İnsanı inşa eden tüm yapılar; mantık, düzen, ahlak, sevgi, suç ve ceza bu kitapta bir kez daha gözden geçirilir bu sefer ama tanıdığımız hâlleriyle değil. Cam gibi şeffaf bir deliliğin içinde, yepyeni bir kavramda.
Kim anlatıyor bu hikâyeyi? Bir mahkûm mu? Bir suçsuz mu? Bir filozof mu? Bir Tanrı mı? Yoksa tüm bunların maskesini takmış biri mi? Bu sorunun cevabı, belki de hiç verilmemeli. Çünkü bu kitap, kim olduğumuzdan çok neye inandığımız, ne kadarına dayanabildiğimizle ilgili.
Anlatıcının gururu, mağduriyeti, deliliği ve dehasının birbirine dolandığı bu satırlarda bir mahkûmun, bir sistemin, bir çağın ve bir insanlık hâlinin yansımalarıyla karşılaşacaksınız.
Andreyev’in kaleminden rahatsız edici bir metin.