Menü
Hesabım
Sepetim

İkinci Cinsiyet 1. Cilt: Olgular ve Efsaneler - 2. Cilt: Yaşanmış Deneyim

Üretici Liste Fiyat
480,00
288,00
Yorum Yap
Listeye Ekle
10+ Adet Stokta
Öne Çıkan Bilgiler

“Kadın doğulmaz, kadın olunur”. Bu meşhur cümle, 1949 tarihli İkinci Cinsiyet‘in odak noktasını oluşturur. Simone de Beauvoir böylece cinsiyet meselesini doğanın alanından çıkarıp kültürün ve tarihin alanına yerleştirirken, bir anlamda toplumsal cinsiyet tartışmasını da erkenden başlatmış olur. Bunu yaparken hem varoluşçuluk, fenomenoloji ve yapısalcı antropoloji gibi kendi çağdaşı olan düşünceleri hem de Hegel ve Marx gibi felsefe klasiklerini cinsiyet düzleminde yeniden okur.
 
Beauvoir’a göre kadın, kendine has bir durum tarafından, tarih boyunca farklı koşullar altında yeniden üretilen Başkalık durumu tarafından belirlenmişti

İkinci Cinsiyet 1. Cilt: Olgular ve Efsaneler - 2. Cilt: Yaşanmış Deneyim Hakkında Bilgiler
Türü : Kadın Sorunları - Feminizm
Kapak : Ciltsiz
Sayfa Sayısı : 760
ISBN : 9786057685124
Basım Yılı : 2026
Kağıt Tipi : 2. Hamur

Tükendi

Gelince Haber Ver

“Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Simone de Beauvoir’ın 1949’da yayımlanan İkinci Cinsiyet’te dile getirdiği bu cümle, yalnızca bir tespit değil, düşünce tarihinde bir kırılma anıdır. Beauvoir, kadınlığı biyolojik bir kader olarak değil, tarihsel ve toplumsal olarak kurulan bir konum olarak ele alarak cinsiyet meselesini doğadan alıp kültürün, iktidarın ve tarihin tartışmalı zeminine taşır. Varoluşçuluk ve fenomenolojiden beslenen bu kapsamlı çözümleme, Hegelci diyalektik ve Marksist tarih anlayışıyla kurduğu diyalog sayesinde kadınlık deneyimini felsefenin merkezine yerleştirir.

Beauvoir’a göre kadın, tarih boyunca değişen biçimlerine ragmen süreklilik taşıyan bir “Başkalık” konumuna itilmiştir. Erkek özne olarak kurulur, kadın ise ikinci cinsiyet olarak tanımlanır; bu eşitsiz ilişki yalnızca bireysel yaşamları değil, toplumsal yapıları da şekillendirir. “Öncesiz sonrasız kadınlık” miti, ataerkil düzenin en güçlü dayanaklarından biridir ve hem kadını hem de erkeği bu çerçevede üretir. Bu nedenle kadın ile erkek arasındaki eşitsizlik ne doğaldır ne de kaçınılmazdır; tarihsel ve kültürel kurguların sonucudur.

İkinci Cinsiyet, kadının ezilmişliğini diğer tahakküm biçimlerinden ayırarak özgünlüğü içinde ele alır. Kadınlar ortak bir bilinç etrafında birleşmekte zorlanır; içkinliğe hapsedilmişlik kadınlıkla neredeyse özdeşleşmiştir. Beauvoir bu çerçeveden hareketle ev içi emekten anneliğe, evlilikten beden üzerindeki tahakküme uzanan geniş bir tartışma alanı açar. Kadın özgürlüğünü soyut bir ideal olarak değil, dünyada eyleyen ve üreten bir öznenin somut mücadelesi olarak düşünür. Kadının ve erkeğin özgürleşmesi, Beauvoir’a göre ancak bu etkin katılımla mümkündür. 1970’lerden beri Türkçe basımı bulunmayan İkinci Cinsiyet’i Fransızca orijinalinden Gülnur Acar Savran’ın çevirisiyle okurla buluştururken, ikinci dalga feminizmin kurucu metinlerinden kabul edilen bu kült eserin bugün hâlâ neden vazgeçilmez olduğunu yeniden hatırlatmayı amaçlıyoruz.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.