İnsan gerçekten kendi aklıyla mı yaşar, yoksa kendisine öğretilenlerin içinde mi yürür?
Aileden, gelenekten, inançtan, okuldan, mahalleden, ideolojiden, korkudan ve sevgiden gelen sayısız ses, insanın içine yerleşir. Sonra insan bu sesleri kendi sesi sanır. “Ben böyleyim.” der. “Bizim ailemiz böyledir.” der. “Bizim değerlerimiz bunlar.” der. Oysa çoğu zaman savunduğu şeyin ne kadarını düşündüğünü ne kadarını ezberlediğini ne kadarını korkuyla koruduğunu bilmez.
İlişkisel Bükülme, insanın kendisi sandığı kalıplar
Tükendi
Gelince Haber Verİnsan gerçekten kendi aklıyla mı yaşar, yoksa kendisine öğretilenlerin içinde mi yürür?
Aileden, gelenekten, inançtan, okuldan, mahalleden, ideolojiden, korkudan ve sevgiden gelen sayısız ses, insanın içine yerleşir. Sonra insan bu sesleri kendi sesi sanır. “Ben böyleyim.” der. “Bizim ailemiz böyledir.” der. “Bizim değerlerimiz bunlar.” der. Oysa çoğu zaman savunduğu şeyin ne kadarını düşündüğünü ne kadarını ezberlediğini ne kadarını korkuyla koruduğunu bilmez.
İlişkisel Bükülme, insanın kendisi sandığı kalıplarla yüzleşme çağrısıdır. Cafer Çataloluk bu kitapta, bireyin aile, toplum, inanç, gelenek, eğitim, otorite ve ilişkiler içinde nasıl eğildiğini; zamanla bu eğilmeyi nasıl kendi doğası zannettiğini sorguluyor.
Bu kitap rahatlamak için değil, uyandırmak için yazıldı.
Çünkü bazen insanın en büyük hapishanesi, en çok sahiplendiği doğrularıdır.
Peki sen, gerçekten sen misin?