ürk şiirinin en kadim damarı, çoğu zaman karanlığın içinden doğan bir ışık huzmesiyle akar. Haydar Aksoy’un İmge Güneşi kitabı, tam da bu ışığın izini süren bir şiir toplamı. Aksoy şiirlerinde yalnızlığın derin kuyularından, savaşın karanlık sokaklarından, aşka ve şefkate açılan ince yolların kıyısından sesleniyor. Anneye adanmış bir şefkat, sevgiliye yönelen bir çağrı, savaşa karşı yükselen bir isyan ve insanın kendine dönüş yolculuğu, bu kitapta aynı şiirsel evrende buluşuyor. İmge Güneşi, karanlığın en yoğun anında bile ışığı düşleyenler için…
“Ömrüm,
ey gitti
Tükendi
Gelince Haber Verürk şiirinin en kadim damarı, çoğu zaman karanlığın içinden doğan bir ışık huzmesiyle akar. Haydar Aksoy’un İmge Güneşi kitabı, tam da bu ışığın izini süren bir şiir toplamı. Aksoy şiirlerinde yalnızlığın derin kuyularından, savaşın karanlık sokaklarından, aşka ve şefkate açılan ince yolların kıyısından sesleniyor. Anneye adanmış bir şefkat, sevgiliye yönelen bir çağrı, savaşa karşı yükselen bir isyan ve insanın kendine dönüş yolculuğu, bu kitapta aynı şiirsel evrende buluşuyor. İmge Güneşi, karanlığın en yoğun anında bile ışığı düşleyenler için…
“Ömrüm,
ey gittikçe yalnızlaşan ömrüm,
ferah tut yüreğini:
elbet geçer bu hüzün baykuşu mevsim.
Elbet bir an gelir;
yağmurlu, eflatun bir güne uyanır hayat,
canlanır yeryüzü,
çiçek açar ansızın
asmavi bir gökyüzü...”