İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Bir Söylem
Tükendi
Gelince Haber VerMasumiyetin Kaybı: İnsanlık Nerede Yanlış Yaptı?
1754 yılında Dijon Akademisi`nin sorduğu "Eşitsizliğin kaynağı nedir ve bu, doğa kanunu tarafından desteklenmekte midir?" sorusuna Rousseau`nun verdiği yanıt, bugün hâlâ modern toplumun vicdanını sarsmaya devam ediyor. Rousseau; bizleri mülkiyetin, yasaların ve sarayların olmadığı o hayali "doğa durumuna" geri götürüyor. Bu eserde Rousseau; insanın doğuştan gelen masumiyetinin, bir toprak parçasını çevirip "Burası benimdir!" diyen ilk kişiyle birlikte nasıl yok olduğunu anlatır. Eşitsizliği doğal değil, toplumsal bir hastalık olarak tanımlayan yazar; sivil toplumun nasıl bir tahakküm mekanizmasına dönüştüğünü antropolojik ve felsefi bir derinlikle sergiler. Fransız İhtilali`ne ilham veren bu metin, insanın özgürlük arayışındaki en radikal duraklardan biridir.
"Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip `Burası benimdir` diyen ilk kişi, medeniyetin gerçek kurucusudur."
Peki o anda birisi çıkıp, "Yerin meyveleri herkesindir, toprak ise hiç kimsenin!" deseydi, insanlık ne kadar çok savaştan, cinayetten ve sefaletten kurtulmuş olurdu? Rousseau, tarihin akışını değiştiren o anın peşine düşüyor.
“İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur.”
Rousseau, bu eserinde medeniyetin pırıltılı maskesini düşürerek bizleri çıplak bir gerçekle; kendi yarattığımız eşitsizlikle yüzleşmeye çağırıyor. Toplumsal düzenin kökenlerini anlamak isteyenler için bir başkaldırı klasiği...