Karaylar, dini otoritenin tek kaynağı olarak yalnızca Tanrı’yı ve O’nun yazılı yasasını kabul eden, geleneğin gölgesinde kalmamış bir topluluktur. Onlar için kutsal metnin dışında kalan tüm insan ürünü yorumlar ve Sözlü Yasa olarak bilinen Talmud, inanç dairesinin tamamen dışındadır. Yazar, Karaylığın kökenlerini sekizinci yüzyıldaki Anan ben David’den çok daha eskilere, kadim bir inanç bölünmesine kadar götürerek ezberleri bozmaktadır. Kitap boyunca Karaylar ile Rabbanî Yahudiler arasındaki o aşılması zor büyük teolojik ayrılığın izi sürülmektedir. Karay Yahudilerinin Saduk
Tükendi
Gelince Haber VerKaraylar, dini otoritenin tek kaynağı olarak yalnızca Tanrı’yı ve O’nun yazılı yasasını kabul eden, geleneğin gölgesinde kalmamış bir topluluktur. Onlar için kutsal metnin dışında kalan tüm insan ürünü yorumlar ve Sözlü Yasa olarak bilinen Talmud, inanç dairesinin tamamen dışındadır. Yazar, Karaylığın kökenlerini sekizinci yüzyıldaki Anan ben David’den çok daha eskilere, kadim bir inanç bölünmesine kadar götürerek ezberleri bozmaktadır. Kitap boyunca Karaylar ile Rabbanî Yahudiler arasındaki o aşılması zor büyük teolojik ayrılığın izi sürülmektedir. Karay Yahudilerinin Sadukilerden türediği yönündeki yaygın ancak temelsiz iddialar, tarihsel belgeler ışığında sarsılmaz bir mantıkla çürütülmektedir.
Karayların "Okuyuşun Oğulları" olarak anılmalarına vesile olan, tamamen metne dayalı o derin dindarlıkları tüm ayrıntılarıyla işlenmektedir. Mezhebin tarihsel canlanışından İspanya’daki varlığına ve Doğu Avrupa’daki izlerine kadar geniş bir coğrafi serüven sunulmaktadır. Karay ilkelerinin Hristiyan Reform hareketleri üzerindeki olası etkileri, dinler tarihi açısından ufuk açıcı bir perspektifle tartışmaya açılmaktadır. Bilimsel bir tarafsızlıkla kaleme alınan bu metin, Yahudi düşünce dünyasını şekillendiren unsurları tarafsız ve berrak bir gözle incelemektedir. Karayların ibadet düzeni, kendilerine has litürjileri ve Tevrat’a duydukları sarsılmaz hürmet okuyucunun zihninde canlanmaktadır. "Yasa’nın Tacı" gibi temel Karay eserlerinden yapılan seçkin alıntılarla, bu topluluğun entelektüel ve teolojik derinliği gözler önüne serilmektedir. Nihayetinde bu kitap, tarihin tozlu sayfalarında unutulmaya yüz tutmuş bir halkın sesini ve hakikat arayışını günümüze taşıyan bir eseridir.