Melce Selime Öztürk, Kehanete Uğrayan Okur’da, edebiyatın sadece bir sığınak ve estetik bir disiplin değil, aynı zamanda bir yüzleşme alanı olduğunu hatırlatarak şu soruları soruyor: Yazarın yurdu neresidir? Anlatılan aslında kimin hikâyesidir? Hakikatin parçalandığı “insan-ötesi” dönemde, edebiyat bize hâlâ bir çıkış yolu sunabilir mi? Kitap; Dante’den Thomas Mann’a, Vladimir Nabokov’dan J. D. Salinger’a, Jorge Luis Borges’ten Herta Müller’e, Clarice Lispector’dan Bilge Karasu’ya uzanan geniş bir zihin coğrafyasında, okuru bir “yazarokur” yolculuğuna çıkarıyor. &O
Tükendi
Gelince Haber VerMelce Selime Öztürk, Kehanete Uğrayan Okur’da, edebiyatın sadece bir sığınak ve estetik bir disiplin değil, aynı zamanda bir yüzleşme alanı olduğunu hatırlatarak şu soruları soruyor: Yazarın yurdu neresidir? Anlatılan aslında kimin hikâyesidir? Hakikatin parçalandığı “insan-ötesi” dönemde, edebiyat bize hâlâ bir çıkış yolu sunabilir mi? Kitap; Dante’den Thomas Mann’a, Vladimir Nabokov’dan J. D. Salinger’a, Jorge Luis Borges’ten Herta Müller’e, Clarice Lispector’dan Bilge Karasu’ya uzanan geniş bir zihin coğrafyasında, okuru bir “yazarokur” yolculuğuna çıkarıyor. Öztürk; otosansürün yarattığı boşluklardan siberesk anlatılara, İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkıntı edebiyatından hakikat-sonrası dünyanın krizlerine kadar modern okurun zihnini meşgul eden sorunları, edebî metinlerle belirginleştiriyor. Kimlik, bellek, sürgünlük, yaralanma, dil ve aidiyet gibi kavramların yaratıcı-kurgusal metinlerdeki izini sürüyor. Sorgulayan ve okuru tetikte olmaya zorlayan denemelerin yer aldığı Kehanete Uğrayan Okur, okuma eylemini etkin bir deneyime dönüştürüyor.