Bir Hanımefendi, Bir Devrimi Kazanacaksa Kendine Ait Parası Ve Bir Ordusu Olmalıdır Ama Her Şeyden Önce, Planlarını Ve Kalbini- Yerle Bir Etmeye Kararlı, Kural Tanımaz Bir Çapkının Hilelerine Karşı Zekâsını Konuşturmalıdır.
Leydi Lucie öfkeden deliye dönmüştü. O ve Oxfordlu kadın hakları savunucuları grubu sonunda Londra’nın büyük yayınevlerinden birinin çoğunluk hissesini almak için yeterli sermayeyi bir araya getirmişlerdi ve tek bir amaçları vardı: Ele geçirecekleri yayın organlarını Parlamento’ya karşı darbede kullanmak.
Ancak Lucie’ye hayalini
Tükendi
Gelince Haber VerBir Hanımefendi, Bir Devrimi Kazanacaksa Kendine Ait Parası Ve Bir Ordusu Olmalıdır Ama Her Şeyden Önce, Planlarını Ve Kalbini- Yerle Bir Etmeye Kararlı, Kural Tanımaz Bir Çapkının Hilelerine Karşı Zekâsını Konuşturmalıdır.
Leydi Lucie öfkeden deliye dönmüştü. O ve Oxfordlu kadın hakları savunucuları grubu sonunda Londra’nın büyük yayınevlerinden birinin çoğunluk hissesini almak için yeterli sermayeyi bir araya getirmişlerdi ve tek bir amaçları vardı: Ele geçirecekleri yayın organlarını Parlamento’ya karşı darbede kullanmak.
Ancak Lucie’ye hayalini kurduğu başarı arasında küçük bir engel vardı: Eski düşmanı Lord Ballentine. Üstelik çapkınlığıyla nam salmış bu asilzade, yayınevinin dizgilerini devretmek karşılığında ondan son derece müstehcen bir bedel istiyordu.
Lucie, Tristan’I başka hiçbir kadının yanına bile yaklaşamayacağı kadar baştan çıkarıyordu. Ancak aralarındaki irade ve söz savaşları gittikçe kızışıyor, uzun süredir içten içe yanan sadakat ateşini körüklüyordu. Bu gümüş dilli leydi, kendi kazdığı kuyuya düşme riskiyle karşı karşıyaydı.
Lucie hem toplantı odasında hem de yatak odasında Tristan’I alt etmeye çalışırken, şairlerin söylediği o sözün ne kadar doğru olduğunu keşfetmesi uzun sürmeyecekti: Aşkta ve savaşta her şey mübahtır…
“Dunmore ciddiye alınması gereken edebi bir güç. Tarihi romantizme tek başına yeni bir boyut getiriyor ve ben bunun için buradayım.”
- RACHEL VAN DYKEN