Koltuğun kenarına oturdum:
“Nine, neden böylesin?”
Cevap vermedi: “Dedeme mi üzülüyorsun?”
Gözleriyle evet işareti yaptı. “Dedemi neden hastaneye götürmüyoruz?”
“Dedenin hastaneye ihtiyacı yok.”
“O zaman Doktor Hulusi amcaya haber verelim, o gelsin.”
“Onun hiçbir şeye ihtiyacı yok.”
Ben de öyle düşünüyordum. Dedemin her şeyi vardı.
“Öyleyse neye ihtiyacı var?”
Ninem azıcık bekledikten sonra kendi kendine mırıldanır gibi konuştu:
“Ölüme ihtiyacı var?”
Dona kaldım; başım döner
Tükendi
Gelince Haber VerKoltuğun kenarına oturdum:
“Nine, neden böylesin?”
Cevap vermedi: “Dedeme mi üzülüyorsun?”
Gözleriyle evet işareti yaptı. “Dedemi neden hastaneye götürmüyoruz?”
“Dedenin hastaneye ihtiyacı yok.”
“O zaman Doktor Hulusi amcaya haber verelim, o gelsin.”
“Onun hiçbir şeye ihtiyacı yok.”
Ben de öyle düşünüyordum. Dedemin her şeyi vardı.
“Öyleyse neye ihtiyacı var?”
Ninem azıcık bekledikten sonra kendi kendine mırıldanır gibi konuştu:
“Ölüme ihtiyacı var?”
Dona kaldım; başım döner gibi oldu.
Demek ki insanın ölüme de ihtiyacı oluyordu:
“Neden böyle konuşuyorsun?”
Cevap vermedi. Beni kendine doğru çekti:
“Sen üzülme ama…”
Ne diyeceğimi bilemedim: “Ölüm…” “Ölüm bütün çaresizliklerin çaresidir. İnsanları bütün dertlerinden kurtarır.”
“Sen neden ağlıyorsun?”
Bir süre sustu, ardından zor duyulan bir sesle mırıldandı:
“Ben onsuz yaşayamam.”