İş Mahkemeleri Kanunu, görev, yetki, arabuluculuk ve kanun yolu gibi sınırlı konularda özel hükümlere yer vermiş; yargılama usulünün genel bakımdan ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu`na atıf yapmıştır. Bu nedenle İş Mahkemelerinde uygulanan usul, esas itibarıyla medeni yargılama usulüdür. Bununla birlikte uygulamada, çoğu kez işçi lehine yorum ilkesi gerekçe gösterilerek iş yargılamasında genel usulden ayrı bir usul varmış gibi hareket edilmekte; bu tutum ise yanlış sonuçlara yol açabilmektedir. Bu çalışmada medeni yargılama usulü ile iş mahkemelerindeki yargılama usulü arasındaki ilişki; iş mahkemelerinin tarihsel gel
Tükendi
Gelince Haber Verİş Mahkemeleri Kanunu, görev, yetki, arabuluculuk ve kanun yolu gibi sınırlı konularda özel hükümlere yer vermiş; yargılama usulünün genel bakımdan ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu`na atıf yapmıştır. Bu nedenle İş Mahkemelerinde uygulanan usul, esas itibarıyla medeni yargılama usulüdür. Bununla birlikte uygulamada, çoğu kez işçi lehine yorum ilkesi gerekçe gösterilerek iş yargılamasında genel usulden ayrı bir usul varmış gibi hareket edilmekte; bu tutum ise yanlış sonuçlara yol açabilmektedir. Bu çalışmada medeni yargılama usulü ile iş mahkemelerindeki yargılama usulü arasındaki ilişki; iş mahkemelerinin tarihsel gelişimi, teşkilat yapısı, yargı yolu, görevi ve yetkisi ile iş yargılamasına yön verdiği ileri sürülen ilkeler bakımından doktrin, yargı kararları ve karşılaştırmalı hukuktan yararlanılarak incelenmiştir. Çalışma, iş mahkemelerinin müstakil bir yargılama usulüne sahip olmadığını; usul hükümlerinin, kanun koyucunun açık bir istisna öngörmediği hallerde taraflar bakımından aynı esaslara göre uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca iş mahkemelerine özgü ihtiyaçların ancak açık kanuni düzenlemelerle karşılanabileceği yönünde öneriler sunmaktadır.