1815’te Avrupa haritası yeniden çizildi. Viyana Kongresi sıradan bir diplomatik toplantı değildi. Fransız İmparatoru Napolyon Bonapart’ın devrilmesinden sonra, hem bir topraklar bu¨tu¨nu¨ hem de bu toprakların sakinleri tarafından paylaşılan bir fikir olarak “Avrupa” masaya yatırıldı. Peki bugu¨n yaşadığımız bu yeni du¨nyayı kim, nasıl kurdu? Bir tu¨rlu¨ oturmayan du¨nya du¨zeni kimin eseri?
Uluslararası du¨zen bize devlet adamlarının masa başında aldığı kararların u¨ru¨nu¨ gibi gösteriliyor. Oysa bu du¨zenin gerçek mucitleri “salon”larda fısıldaşan aristokratlar, parayı yöneten bankerler ve stratejik hamleler yapan
Tükendi
Gelince Haber Ver1815’te Avrupa haritası yeniden çizildi. Viyana Kongresi sıradan bir diplomatik toplantı değildi. Fransız İmparatoru Napolyon Bonapart’ın devrilmesinden sonra, hem bir topraklar bütünü hem de bu toprakların sakinleri tarafından paylaşılan bir fikir olarak “Avrupa” masaya yatırıldı. Peki bugün yaşadığımız bu yeni dünyayı kim, nasıl kurdu? Bir türlü oturmayan dünya düzeni kimin eseri?
Uluslararası düzen bize devlet adamlarının masa başında aldığı kararların ürünü gibi gösteriliyor. Oysa bu düzenin gerçek mucitleri “salon”larda fısıldaşan aristokratlar, parayı yöneten bankerler ve stratejik hamleler yapan kadınlardı. Modern düzenin doğuşu, askerî zaferlerden çok sosyal ve kültürel ağlarla oluşan güç dengelerinde yatıyordu.
Avrupa entelektüel tarihinin önde gelen isimlerinden Glenda Sluga, alışılmış tarih anlatılarını ters yüz ederek uluslararası siyasetin perde arkasındaki kişisel hırsları ve sinsi hesapları gösteriyor.