Bazen bir şehir konuşmayı bırakır. Çünkü ne söylese canınız acıyacaktır. İstanbul da sustu. Ama suskunluğunun altında koskoca bir fırtına sakladı. Sokaklar aynıydı, evler aynı… Fakat hiçbir şey eskisi gibi değildi.
İnsanlar içlerinden geçenleri artık yalnızca yüreğine söyler oldu. Korku herkesin omzuna bir ağırlık gibi kondu. Ama o ağırlığın altında kimse nefes almaktan vazgeçmedi. Ve o nefes, bir gün yerini bulmak için içimizde kıpırdamaya başladı. Kimse yüksek sesle söyleyemiyordu ama herkes aynı duayı taşıyordu içinde. “Vatan teslim edilemezdi.”
Bir şeyler hazırlanıyordu söylenm
Tükendi
Gelince Haber VerBazen bir şehir konuşmayı bırakır. Çünkü ne söylese canınız acıyacaktır. İstanbul da sustu. Ama suskunluğunun altında koskoca bir fırtına sakladı. Sokaklar aynıydı, evler aynı… Fakat hiçbir şey eskisi gibi değildi.
İnsanlar içlerinden geçenleri artık yalnızca yüreğine söyler oldu. Korku herkesin omzuna bir ağırlık gibi kondu. Ama o ağırlığın altında kimse nefes almaktan vazgeçmedi. Ve o nefes, bir gün yerini bulmak için içimizde kıpırdamaya başladı. Kimse yüksek sesle söyleyemiyordu ama herkes aynı duayı taşıyordu içinde. “Vatan teslim edilemezdi.”
Bir şeyler hazırlanıyordu söylenmeyen konuşmaların arasında, kapalı perdelerin ardında. Saklı bir umut gibi…
Bir adam vardı bu şehirde. Sustuğumuz yerden konuşacak, yıkıldığımız yerden yeniden kuracaktı bizi. O adam, karanlığın en kalın perdesini yırtıp atan; umutsuzluğun ortasında `Ya İstiklal Ya Ölüm!` diye haykıran sesti. O yalnızca bir asker değil, bir milletin kaderini sırtlayan bir iradeydi. O, Mustafa Kemal`di. Tarihin o en ağır anında, fırtınanın en şiddetli yerinde, 19 Mayıs`ta Samsun ufkunda beliren bir güneş gibiydi. İstanbul`un suskunluğuna inat, Anadolu`nun sesini yükselten oydu.
İşte bu kitap, o suskun hazırlığın romanıdır. Bir şehrin içindeki sessiz bekleyişten, Mustafa Kemal Paşa`nın önderliğinde bir milletin Millî Mücadele’sine uzanan yolun hikâyesini anlatır.