Elinizdeki kitap akademik bir çalışma olmanın ötesinde, kısırlaştırılmış ve sesi boğulmuş Yerli halkların özelinde bü-tün sömürgelilerin derinden gelen çığlığına ayna tutuyor. Bu bağlamda iktidarlarca sömürgeciliğin yapı taşları dö-şenirken “devletin baskı aygıtları” ve “devletin ideolojik aygıtları”yla toplumsal rızanın nasıl üretildiğini, aynı za-manda bunlarla sömürgeci politikaların nasıl meşrulaştırıldığını ortaya koyu-yor. Sömürgeci iktidarların bu aygıtlar-la sömürge politikala-rını muhkem hâle getirirken devlet mekanizmalarının devam-lılığını nasıl sürdürdüğün
Tükendi
Gelince Haber VerElinizdeki kitap akademik bir çalışma olmanın ötesinde, kısırlaştırılmış ve sesi boğulmuş Yerli halkların özelinde bütün sömürgelilerin derinden gelen çığlığına ayna tutuyor. Bu bağlamda iktidarlarca sömürgeciliğin yapı taşları döşenirken “devletin baskı aygıtları” ve “devletin ideolojik aygıtları”yla toplumsal rızanın nasıl üretildiğini, aynı zamanda bunlarla sömürgeci politikaların nasıl meşrulaştırıldığını ortaya koyuyor. Sömürgeci iktidarların bu aygıtlarla sömürge politikalarını muhkem hâle getirirken devlet mekanizmalarının devamlılığını nasıl sürdürdüğünü ele alıyor.
Söz konusu ideolojik aygıtların en önemli enstrümanlarından biri şüphesiz dindir. Dinin özellikle kurumsal boyutu ve iktidarla beraber bir tahakküm aracına dönüşmesi gerek tarihi birçok olayda gerekse günümüz dünyasında gözlemlenen bir olgu olarak karşımızda durmaktadır. Kurumsal din birçok toplumda iktidarların güçlenmesine zemin hazırlarken, çoğu zaman da bu iktidarların güçlenirken uyguladıkları politikaların meşrulaştırma aygıtına dönüşmüştür. Kitap, ideolojik bir yönetim anlayışını da içeren sömürgeciliğin işgal ve ilhak ettiği topraklarda iktidarını perçinleyerek kendi ekonomik çıkarlarını güvence altına alırken toplumsal rıza üretmek amacıyla dini etkili kontrol mekanizması üreten bir aygıt olarak nasıl işlettiğini tanıtlıyor.
Sömürgecilik pratiklerinde kurumsal dinin araçsal işlevini açıklayan ufuk açıcı bir eser...