“Son” bir biyografi değil,
klasik bir anlatı da değildir.
Bu eser, bir yazarın yıllar boyunca edebiyatın zarif sesi olan ustasıyla sürdürdüğü görünmez ve sessiz ilişkiyi kelimelere dökme çabasıdır. Roman boyunca Selim İleri’nin metinlerinin yarattığı düşünsel ve duygusal alan, anlatıcının kendi iç dünyasıyla kesişir. Bazen bir hatırlama, bazen bir iç sorgulama, bazen de yazının insan ruhunda açtığı boşlukları doldurma çabası hâline gelir. Her bölüm, bir yazarın ustasına duyduğu hayranlığın, minnetin
ve kaybın sessiz yankısıdır.
Tükendi
Gelince Haber Ver“Son” bir biyografi değil,
klasik bir anlatı da değildir.
Bu eser, bir yazarın yıllar boyunca edebiyatın zarif sesi olan ustasıyla sürdürdüğü görünmez ve sessiz ilişkiyi kelimelere dökme çabasıdır. Roman boyunca Selim İleri’nin metinlerinin yarattığı düşünsel ve duygusal alan, anlatıcının kendi iç dünyasıyla kesişir. Bazen bir hatırlama, bazen bir iç sorgulama, bazen de yazının insan ruhunda açtığı boşlukları doldurma çabası hâline gelir. Her bölüm, bir yazarın ustasına duyduğu hayranlığın, minnetin
ve kaybın sessiz yankısıdır.