Tarihin İlk Kadın Cinayeti Nira
Tükendi
Gelince Haber VerTaş konuşmaz denir. Ya hafıza?
Nira, bir cinayetin peşine düşerken insanlığın en eski eşiğine dokunan çarpıcı bir roman. Şanlıurfa’da, Göbekli Tepe’nin suskun taşları arasında işlenen bir kadın cinayeti, Başkomiser Serdar Çarkçı’yı yalnızca bir fail arayışına değil, şiddetin kökenine doğru karanlık bir yolculuğa sürükler. Deliller eksiktir, kayıtlar kırık, tanıklıklar suskundur. Ama zaman—en eski tanık—her şeyi fısıldar.
Nevzat Sinan, klasik polisiyenin sınırlarını aşarak okuru “katil kim?” sorusundan daha derin bir yere taşır: Bu cinayet hangi düzenin içinde mümkün oldu? Roman, bugünün sert gerçekliğiyle binlerce yıl öncesinin kırılma anını yan yana getirir; paylaşımın yerini mülkiyetin, sessizliğin yerini şiddetin aldığı o eşiği işaret eder.
Nira, bir isimden fazlasıdır. Mezarı olmayan, sesi bastırılmış, adı kazınmamış bütün kadınların ortak hafızasıdır. Kurban değildir; yaratandır, direnendir, hatırlatandır. Göbekli Tepe’nin görünmeyen figürü, taşlara kazınmayan ama varlığıyla her şeyi değiştiren bir iz…
Bu roman, rahatlatan bir kapanış vaat etmez. Okuru uyanık olmaya çağırır. Çünkü taş devrinden bugüne değişmeyen şey yalnızca taş değil; insanın kurduğu düzendir.
Nira’yı bir karakter olarak aramayın.
Onu bir hafıza olarak okuyun.