Menü
Hesabım
Sepetim

Taş Konuşur Mu? - Mardin: Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikayesi

Üretici Liste Fiyat
1.350,00
1.053,00
Yorum Yap
Listeye Ekle
Öne Çıkan Bilgiler

Y. Mimar, Restoratör Zuhal Ayanoğlu’nun, Mardin’in tarihî kent dokusunu ve yerleşim ilkelerini, çeşitliliğinin ayrışma yerine uzlaşma üretebildiği bir yaşam kültürünün mekânda karşılık bulduğu bir bütün olarak ele aldığı, Taş Konuşur Mu? Mardin: Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikâyesi adlı kitap YEM Yayın tarafından yayımlandı.

Mekânsal kurgunun yalnızca boşlukları doldurma sanatı olmadığı düşüncesinden hareketle hazırlanan kitap, Mardin’i “birlikte yaşamanın mekânı”, “mekânda uzlaşının mimarisi” ve “taşta somutlaşan insan&i

Taş Konuşur Mu? - Mardin: Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikayesi Hakkında Bilgiler
Türü : Araştırma - İnceleme
Kapak : Ciltsiz
Sayfa Sayısı : 240
ISBN : 9786259010816
Basım Yılı : 2026
Kağıt Tipi : 2. Hamur

Tükendi

Gelince Haber Ver

Y. Mimar, Restoratör Zuhal Ayanoğlu’nun, Mardin’in tarihî kent dokusunu ve yerleşim ilkelerini, çeşitliliğinin ayrışma yerine uzlaşma üretebildiği bir yaşam kültürünün mekânda karşılık bulduğu bir bütün olarak ele aldığı, Taş Konuşur Mu? Mardin: Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikâyesi adlı kitap YEM Yayın tarafından yayımlandı.

Mekânsal kurgunun yalnızca boşlukları doldurma sanatı olmadığı düşüncesinden hareketle hazırlanan kitap, Mardin’i “birlikte yaşamanın mekânı”, “mekânda uzlaşının mimarisi” ve “taşta somutlaşan insanî değerler bütünü” olarak okumayı öneriyor. Mardin üzerinden geliştirilen bu okuma, bir kentin yalnızca tarihsel, kültürel, sanatsal ve mimari mirasını anlamanın ötesinde, insanlığın ortak geleceğine ilişkin çağdaş dünyaya insanî değerler ekseninde düşünme zemini sunma amacıyla, okuyucuda hem akademik hem de etik bir farkındalık oluşturmayı da hedefliyor.

Zuhal Ayanoğlu, Mezopotamya’nın binlerce yıllık kültürel birikimiyle yoğrulmuş; tarih boyunca farklı dinlerin, dillerin, etnik kimliklerin ve kültürlerin kesişim noktasında bulunan Mardin’i “taş kent” olarak betimlemenin ötesinde, taş işçiliğinin estetik ve zanaatkârlık diliyle birlikte sevgi, saygı, hoşgörü, nezaket, empati ve birlikte yaşama kültürüyle şekillenmiş çok katmanlı bir medeniyet mekânı olarak irdeliyor.

Mardin’i yalnızca kent merkezi üzerinden değil; tüm ilçelerini kapsayan bütüncül bir çerçevede inceleyen Ayanoğlu; konut dokusunu, ibadet ve eğitim yapıları ile kamusal mekânları; başkasının güneşini, manzarasını, suyunu ve yaşam alanını dikkate alan bir anlayışla biçimlenen yerleşim kültürünün göstergeleri olarak aktarıyor.

Prof.Dr. Metin Sözen, Prof.Dr. Önder Küçükerman ve Dr. M. Sinan Genim’in “Sunuş” yazılarıyla başlayan kitapta, Zuhal Ayanoğlu, Mardin’e ve kitaba ilişkin özetle şunları söylüyor:

Mardin’i anlamak, yalnızca bir kentin tarihini okumak değildir; insanlığın birlikte yaşama tecrübesini, mekâna kazınmış bir hafıza üzerinden yeniden düşünmektir. Mardin’in coğrafi verileri, tarihsel gelişim süreci, mimari katmanları, konut tipolojisi ve anıtsal yapıları; bu kentin yalnızca fiziksel bir kent dokusu olmadığını, aynı zamanda insani değerlerin mekânda somutlaştığı çok boyutlu bir medeniyet dili olduğunu göstermektedir.

Mardin’de taş, yalnızca taşıyıcı bir malzeme değildir. Taş; sabrı, emeği, estetik sezgiyi ve kuşaklar boyunca aktarılan bir zanaatkârlık bilgisini taşırken, aynı zamanda bir yaşam ahlâkının sessiz anlatıcısıdır. Sokakların dar ölçüsü, avluların içe dönük düzeni, terasların birbirini gözeten konumlanışı ve ara mekânların kurduğu geçiş dili; kentin yalnızca biçimsel bir bütünlük üretmediğini, aynı zamanda insan ilişkilerini düzenleyen bir denge anlayışı geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Bu denge, Mardin’i sıradan bir tarihsel kent olmaktan çıkararak ‘mekânda uzlaşının mimarisi’ hâline getirmektedir.

Tarihi kent dokusu, estetik bir miras olmanın ötesinde, mekânsal örgütlenmesinde saklı olan etik tavrı da görünür kılmaktadır. Çünkü Mardin’de mimari kararlar yalnızca iklimsel, topoğrafik ya da teknik zorunluluklarla açıklanamaz. Yapıların birbirinin güneşini ve manzarasını gözeten yerleşimi, kamusal alan ile özel alan arasındaki dengeli geçişler, konutların mahremiyeti korurken sosyal ilişkileri sürdüren plan kurgusu; mekânın, insani değerlerle birlikte düşünülmüş bir yaşam alanı olarak üretildiğini göstermektedir. Bu bağlamda Mardin, mimarlığın yalnızca bir inşa faaliyeti değil, bir toplumsal bilinç biçimi olduğunu hatırlatan güçlü bir örnektir.

Bu çok katmanlı miras, farklı dönemlerin ve kültürlerin izlerini birbirini dışlayan parçalar hâlinde değil; aynı dokunun içinde uyumlu biçimde bir arada taşıyabilmiştir. Kentin asıl ayırt edici gücü de burada ortaya çıkar: Mardin, farklılıkların uyumsuzluk oluşturmadan bir bütünlüğe dönüşebileceğini yalnızca anlatan değil, bunu mekânsal düzlemde mümkün kılan bir deneyim alanıdır. Kentin camileri, kiliseleri, manastırları, medreseleri ve geleneksel yaşam dokusu; ortak hafızanın parçalanmadan süreklilik kurabildiğini göstermektedir...

Mardin yalnızca tarihsel kent mimarisi açısından değil, aynı zamanda mimarlığın ve kentsel mekânın taşıdığı anlam katmanları bakımından da dikkat çekmektedir. Çünkü taşın dili; yalnızca geçmişi anlatmaz, bugünü de sorgular. Mardin’in sokaklarında, avlularında, teraslarında ve taş bezemelerinde okunabilen bu sessiz anlatı; insanın başkasının hakkını gözeterek yaşayabileceğini, farklılıkların bir zenginlik olarak birlikte var olabileceğini ve bu kültürün mekân üzerinden sürdürülebilir hâle gelebileceğini göstermektedir.

Dolayısıyla Mardin’i değerli kılan yalnızca taşın ihtişamı değil, o taşın içinde yaşatılmış olan insani inceliktir. Kentin gerçek mirası; biçimsel güzelliklerin ardında yer alan zarafet, saygı, empati ve kardeşlik kültürüdür. Bu nedenle Mardin’i okumak, aslında insanlığın kendini yeniden hatırlamasıdır. ‘Taş Konuşur Mu?’ sorusu, bu bağlamda yalnızca bir başlık değil; insanın mekânla kurduğu ilişkinin derinliğine yöneltilmiş bir çağrıdır. Çünkü bazı kentler sessizdir ama bazı kentler, taşın diliyle insanlığa söz söyler. Mardin, bu sözün en kadim ve en güçlü örneklerinden biridir...”

 Editörlüğü Burçin Yılmaz, Türkçe üst okuması Burcu Bilir Agalar, grafik tasarım ve baskı hazırlığı Kemal Kara tarafından gerçekleştirilen kitapta Mardin, şu dört ana bölüm ve konu başlıkları altında kapsamlı bir biçimde okuyucu ile paylaşılıyor:

1. BÖLÜM - COĞRAFYADAN KİMLİĞE: MARDİN’İN TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL YAPISI

Mezopotamya’ya Bakan Kent: Coğrafi Konum ve Doğal Yapı
Doğanın Şehre Etkisi: İklim ve Peyzaj
Tarih İçinde Mardin
Kültürel Coğrafyanın İzleri: İlçeler
Demografik Yapı: Kentin Nüfus Profili
Çok Katmanlı Kimlik: Sosyal, Toplumsal ve Kültürel Yapı
Yaşayan Miras: Turizm, Kültür ve Sanat
2. BÖLÜM - ZAMANIN İZLERİ: MARDİN’DE MİMARLIĞIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Tarih Öncesi ve Klasik Çağ
Roma-Bizans ve Hıristiyanlık Dönemi
İslam Devletleri Dönemi
Artuklular Dönemi
Karakoyunlular ve Akkoyunlular Dönemi
Osmanlılar Dönemi
Cumhuriyet Dönemi  
3. BÖLÜM - TAŞIN KENTİ: MARDİN’İN KENTSEL DOKUSU VE MİMARİ KARAKTERİ

Yamaçta Kurulan Şehir: Tarihi Kentin Mekânsal Oluşumu ve Yerleşim Düzeni
Kale ve Şehrin Doğuşu
Gölgenin Mimarisi: Sokaklar ve Abbaralar
Komşuluğun Ortak Mekânı: Mahalleler
Taşın Hafızası: Geleneksel Konutlar
Ticaretin Omurgası: Çarşı Aksı ve Ticari Mekânlar
İnancın İzleri: Dinî ve Kamusal Yapılar
Avludan Terasa: Mardin Konutunun Mekânsal Kurgusu
Konutların Biçimlenmesinde Doğal ve Çevresel Bileşenlerin Etkisi
Konutların Mekânsal Bileşenleri
Konutların Yapısal Sistem Bileşenleri
Konutların Biçimsel ve Estetik Bileşenleri
Konutların Biçimlenmesinde Kültürel ve Sosyolojik Bileşenlerin Etkisi
Kent Siluetinin Simgeleri: Kentin Temsil Yapıları
Ulu Cami
Kasımiye Medresesi
Deyr-ül Zafaran Manastırı
Eski PTT Binası
Mardin Müzesi
4. BÖLÜM - MİRAS VE MEDENİYET: GELECEĞE UZANAN DEĞERLER

 

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.