20. yüzyılın başında Batıcılar, Batılı değer yargılarını kabul etmiş bir Osmanlı toplumu; ulusçuluğu kesinlikle reddeden İslâmcılar,
ümmetçi ilkelere dayalı bir toplum yapısını önerirken; Türkçüler, bağımsızlıkları için birer birer başkaldıran Hıristiyan uyrukların
etkisiyle ulusal devlet anlayışını savunuyorlardı. İşte Ziya Gökalp, 1918’de yayımlanan Türkleşmek İslâmlaşmak Muâsırlaşmak’taki
yazılarında, birbirleriyle savaşım içinde olan bu akımların bir bireşimini yapmayı amaçlar. Ziya Türkçülüğün Esasları’nda ise,
Türkçülüğü, yeni Türkiye’nin temeli olarak alacaktır.
Tükendi
Gelince Haber VerKöklerin Bilgeliği, Geleceğin Rehberi: Türk Töresi
Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları ile çizdiği teorik çerçeveyi, Türk Töresi ile tarihsel ve sosyolojik bir derinliğe kavuşturur. Bu eser, Türk milletinin binlerce yıllık varoluş kodlarını, geleneklerini ve toplumsal yasalarını bir araya getiren muazzam bir "kültürel DNA" çalışmasıdır. Gökalp, modern sosyolojinin yöntemlerini kullanarak Türklerin aile yapısından devlet yönetimine, hukuk anlayışından ahlak ilkelerine kadar geniş bir yelpazeyi titizlikle inceler. "Töre" kavramını statik bir geçmişten ibaret görmez; aksine onu, bir milletin karakterini oluşturan ve geleceğini inşa eden canlı bir mekanizma olarak tanımlar. Türk tarihinin derinliklerinden süzülüp gelen adaleti, hürriyeti ve dayanışmayı yeniden keşfetmek isteyenler için Türk Töresi, bir başucu eseri niteliğindedir.
"Töre, bir milletin yaşam damarıdır."
Ziya Gökalp, Türk modernleşme tarihinin en güçlü sesi olarak bu eserinde bizi kadim bir yolculuğa çıkarıyor. Türk Töresi, sadece "eski Türkler nasıl yaşardı?" sorusuna cevap vermez; aynı zamanda "Türk milleti karakterini hangi değerler üzerine inşa etmiştir?" sorusunun peşine düşer.
Kitapta;
• Türk ailesinin hiyerarşik ve demokratik yapısı,
• İl ve Töre arasındaki kopmaz bağ,
• Eski Türk mitolojisinin toplumsal kurallara etkisi,
• Hukukun, ahlakın ve dinin Türk geleneğindeki özgün yorumları,
bilimsel bir disiplin ve vatansever bir heyecanla ele alınıyor. Gökalp, milli benliğin korunmasının ancak köklere sadık kalarak modernleşmekle mümkün olduğunu savunuyor. "Türk töresi; adalettir, iyiliktir, dürüstlüktür. Bu töre yaşadıkça, Türk milleti de payidar kalacaktır."
Zamanın tozlu sayfaları arasında unutulmaya yüz tutmuş değerleri, modern sosyolojinin ışığında yeniden gün yüzüne çıkaran bu klasik, her Türk aydınının kitaplığında bulunması gereken bir temel taşıdır.