Bizi diğer canlılardan ayıran şey yalnızca zekâmız değildir. Asıl fark, en temel hayatta kalma dürtülerimizi tanrılara, ahlaka, ritüellere ve kurumlara dönüştürebilmemizdir. İnsanlık tarihi, doğadan kopuşun değil de açlığın, korkunun ve şiddetin kültürle örgütlenmesinin hikâyesidir.
Marvin Harris, Türümüz’de insan geçmişine alışıldık bir yerden bakmaz. Kralların ve imparatorlukların öyküsünü değil, kutsal sayılan yiyeceklerin, kurban törenlerinin, yamyamlığın, savaşın ve merhameti öğütleyen dinlerin ardındaki maddi nedenleri sorgular. Neden bazı
Tükendi
Gelince Haber VerBizi diğer canlılardan ayıran şey yalnızca zekâmız değildir. Asıl fark, en temel hayatta kalma dürtülerimizi tanrılara, ahlaka, ritüellere ve kurumlara dönüştürebilmemizdir. İnsanlık tarihi, doğadan kopuşun değil de açlığın, korkunun ve şiddetin kültürle örgütlenmesinin hikâyesidir.
Marvin Harris, Türümüz’de insan geçmişine alışıldık bir yerden bakmaz. Kralların ve imparatorlukların öyküsünü değil, kutsal sayılan yiyeceklerin, kurban törenlerinin, yamyamlığın, savaşın ve merhameti öğütleyen dinlerin ardındaki maddi nedenleri sorgular. Neden bazı toplumlar insan kurban ediyordu? Et yemenin ahlaki sınırları nasıl çizildi? Sevgi, merhamet ve fedakârlık öğretileri hangi tarihsel ihtiyaçlardan doğdu?
Harris, insan davranışlarını açıklarken ne “insan doğası değişmez” kolaycılığına ne de “her şey kültürel bir tercihtir” belirsizliğine sığınır. Dini inançlardan ahlak sistemlerine kadar pek çok kutsal kabulün, ekolojik koşullar ve beslenme zorunluluklarıyla nasıl şekillendiğini gösterir. Alışıldık masum anlatıların yerini, hayatta kalmanın soğukkanlı ve maddi mantığı alır.
Türümüz, geçmişe dair bir anlatı olmanın ötesine geçerek bugüne ve yarına uzanır. İnsan doğasının değişmez bir yazgı olmadığını, kültürün yaşayan ve dönüşen bir mekanizma olduğunu ortaya koyar. Harris, binlerce yıllık alışkanlıkların köklerini aydınlatırken, okuru sarsılmaz sandığı modern inançlarını sorgulamaya ve geleceği inşa etme sorumluluğuyla baş başa bırakır.