Sembolik tarzda ve gecenin, karanlığın her türlü hâli yalnızlık teması üzerine kurulu olan şiirlerden oluşan farklı bir şiir kitabı. Eğer merak ediyorsanız alıp okumamızı tavsiye ederim
Şiir yorumlamak diğer kitapları yorumlamaktan daha zordur her zaman. Çünkü şiir, şairin mahremidir. Bu kitap ile ilk defa klasik şiir ve şairler dışında bir şair ve şiirle tanıştım. Kitabın ismi dikkat çekici. Akrebin doğuşu şairin iç dünyasında ki çelişkileri, karanlık ve aydınlık arasında gidip gelmeleri eskiyi bırakıp dönüşmeyi ifade ediyor sanki. Şiirlerin bir kronolojik sıralaması olmasa da bir dönüşümden ve yenilenmeden bahsetmek mümkün. Anlatım dili güzel, sade ve fazlasıyla içten, duygularını ve hissettiklerini akıcı bir dil ile okuyucusuna geçiriyor. Düşünmeyi gerektiren şiirlerin yansıra düşünmeye gerek duydurtmayan şiirlerde var kitapta. Kimi zaman gülümsetiyor kimi zaman üzüyor. Kimi zaman birlikte aşık oluyor, kimi zaman birlikte vedalaşıyorsunuz. Fındık burunlulara inat S burunlu kadınlara da şans veriyor dizelerinde. Doğadaki güzellikleri kadına yansıtması ve alışılagelmiş dizelerden farklı sözcük kullanımları ile kadını tasvir etmesi dikkat çekiyor. Ancak dikkatli okunduğunda anlaşılabilen kelime oyunları var şiirlerinde. İsimlere yazılan şiirlerde isim yerine anlamını kullanıyor mesela. Tesadüfen aldığım bir kitabı bu kadar beğeneceğimi düşünmemiştim, sanırım şairin ilk kitabı yolu açık, kalemi güçlü olsun.
Sema Şenol Dirice, 1997 yılında İstanbul’da doğdu. Edebiyat yolculuğuna tiyatro metinleriyle başlayan Dirice’nin ilk şiir kitabı Eflak 2016’da yayımlandı. Ardından gelen Hiç (2021) adlı eseriyle varoluşsal temaları derinleştirdi. 2025 yılında yayımlanan Ben ve Benler adlı deneme kitabında ise kimlik, içsel çatışma ve insanın çok katmanlı yapısına odaklandı. Anestezi teknikeri olarak sağlık alanında görev yapan yazar, aynı zamanda yaşam koçluğu eğitimi aldı ve bireysel gelişim üzerine yazılar kaleme aldı. Şiir ve düşünceyi bir yaşam biçimi olarak gören Dirice, kalemiyle içsel dünyalara ayna tutmayı amaçlıyor.
Ders gibi değil, roman gibi okunan bir bilim kitabı! Dopamin, oksitosin, genetik kodlar derken aşkın sandığımdan çok daha karmaşık bir mesele olduğunu anladım. Özellikle ‘Sessiz Bir Kafede Evrimin Yankısı’ bölümü çok etkileyiciydi.
Barış Uçar, aşkın sadece bir duygu değil, evrimin en stratejik tercihi olduğunu kanıtlıyor. Aşkın Evrimi; her kalp atışının arkasında saklı bir biyolojik zekâyı gözler önüne seriyor.