Valeria’nın dünyası; sayılarla örülü, düzenli ve kontrollü bir evrende başlar. Matematikle kurduğu güçlü bağ, onu hayata karşı mesafeli ama sağlam kılar. İnsanlara güvenmeyen, geçmişte yaşadığı ağır bir suçlamanın izlerini hâlâ taşıyan Valeria için hayat; netlik, mantık ve kesinlikten ibarettir. Ta ki yağmurlu bir gün, tesadüfen sığındığı kırmızı bir evin kapısını aralayana kadar… Issız bir ev, tozlu raflar, Knut Hamsun’un kitapları, sürekli çalan aynı şarkı ve açıklanamayan bir ölüm… Gerçek ile hayal, mantık ile paranoya arasındaki çizgi giderek s
Tükendi
Gelince Haber VerValeria’nın dünyası; sayılarla örülü, düzenli ve kontrollü bir evrende başlar. Matematikle kurduğu güçlü bağ, onu hayata karşı mesafeli ama sağlam kılar. İnsanlara güvenmeyen, geçmişte yaşadığı ağır bir suçlamanın izlerini hâlâ taşıyan Valeria için hayat; netlik, mantık ve kesinlikten ibarettir. Ta ki yağmurlu bir gün, tesadüfen sığındığı kırmızı bir evin kapısını aralayana kadar… Issız bir ev, tozlu raflar, Knut Hamsun’un kitapları, sürekli çalan aynı şarkı ve açıklanamayan bir ölüm… Gerçek ile hayal, mantık ile paranoya arasındaki çizgi giderek silinirken Valeria kendisini aklın sınırlarını zorlayan bir olaylar zincirinin içinde bulur. O evden kaçmayı başarır; fakat ev, peşini bırakmaz. Unutulduğu sanılan bir kitap, çamur içindeki ayakkabılar ve kapalı olması gereken kapıların yeniden açılması… Artık sorulması gereken soru şudur: Yaşananlar bir tesadüf mü, zihnin bir oyunu mu, yoksa geçmişle hesaplaşmanın kaçınılmaz sonucu mu? Psikolojik gerilimle örülü anlatımı, atmosfer kurmadaki başarısı ve karakterin iç dünyasına yaptığı derin yolculukla Valeria, okuru yalnızca bir gizemin içine değil, insan zihninin karanlık kıvrımlarına davet ediyor. Güven, hafıza, suçluluk ve gerçeklik algısı üzerine kurulan bu çarpıcı hikâye; her sayfasında gerilimi artırırken, son satıra kadar cevabı ertelenen sorular bırakıyor.