Bir öykü yaratıcısı olarak Çehov, yarattığı karakterlerin derinlerini,iç çekişmelerini ve düşüncelerini okuruna anlatmaktan büyük bir zevk duyuyor ve yıllar içinde edindiği ustalıkla okurunun damağında değişmez, üstün bir tat bırakıyor. Çehov, dünya edebiyatının yıkılmaz kalelerinden, çağlara meydan okuyan dilsel gücüyle kültür dünyamızın duayenlerinden biri olarak bu taptaze, duru çevirisi ile yeniden okunmayı fazlasıyla hak ediyor.
Tükendi
Gelince Haber VerAnton Çehov ve Yaşlılığın Melankolisi: "Giden Trenin Ardından Bakmak"
Rus edebiyatının "hüzünlü ustası" Anton Çehov için yaşlılık, insanın kendi hakikatiyle baş başa kaldığı en çıplak andır. Onun öykü ve oyunlarında yaşlılık; bir bilgelik mertebesinden ziyade, hayatın gürültüsü dindiğinde duyulan o keskin ve sarsıcı sessizliktir.
Çehovyen Yaşlılığın Üç Katmanı:
1. Geçmişin Muhasebesi ve Hayal Kırıklığı: Çehov karakterleri yaşlandıkça, ideallerinin yerini gündelik rutine bıraktığını dehşetle fark ederler. **"Vanya Dayı"**daki Profesör Serebryakov karakterinde gördüğümüz gibi; yaşlılık, başkalarının hayatını emen bir bencillik ya da boşa geçmiş bir ömrün öfkesi olarak tezahür edebilir.
2. Zamanın Acımasızlığı: **"Vişne Bahçesi"**ndeki sadık uşak Firs, yaşlılığın ve değişen zamanın en hüzünlü sembolüdür. Unutulmuşluk ve terk edilmişlik içinde, "Hayat geçti, ben sanki hiç yaşamamış gibiyim," derken aslında tüm bir çağın kapanışını ilan eder.
3. "Sıkıcı Bir Hikâye" ve Entelektüel Çöküş: Çehov’un yaşlılığı en derin işlediği metinlerden biri olan **"Sıkıcı Bir Hikâye"**de, dünyaca ünlü bir profesörün (Nikolay Stepanoviç) ölümün gölgesinde hayatının ne kadar "anlamsız" olduğunu fark etmesini izleriz. Burada yaşlılık, artık kimseye verecek cevabı kalmamış olmanın getirdiği o ağır yalnızlıktır.
Çehov’un Gözünde Yaşlılık Bir Yenilgi midir?
Çehov, bir hekim titizliğiyle yaşlılığı romantize etmeden sunar. Onun kahramanları yaşlandığında genellikle şunları fark eder:
• Hayat, planlandığı gibi gitmeyen bir dizi tesadüften ibarettir.
• Yalnızlık, insanın nihai sığınağıdır.
• Geçmiş, geri getirilemeyecek kadar parlak; gelecek ise yüzleşilemeyecek kadar yakındır.
"İnsan yaşlanınca duyguları körelmez, sadece onları ifade etme biçimi yorulur."