Alexander von Humboldt, Yeni Kıta’nın Tün-Gün Eşitliği Bölgelerine Yolculuk’ta okuru yalnızca dönenceler coğrafyasına değil, doğayı bir bütün olarak düşünmenin eşiğine davet ediyor. 18. yüzyılın sonlarında Güney ve Orta Amerika’ya gerçekleştirilen bu büyük keşif yolculuğu, bir seyahat anlatısından çok daha fazlasını sunuyor. Bilimsel gözlem ile estetik duyarlılığın, ölçüm ile hayranlığın, tanıklık ile etik sorumluluğun iç içe geçtiği bu yolculukta Humboldt, ormanları, nehirleri, dağları ve volkanları betimlerken aynı zamanda iklimi, bitki örtüsünü, yerel ha
Tükendi
Gelince Haber VerAlexander von Humboldt, Yeni Kıta’nın Tün-Gün Eşitliği Bölgelerine Yolculuk’ta okuru yalnızca dönenceler coğrafyasına değil, doğayı bir bütün olarak düşünmenin eşiğine davet ediyor. 18. yüzyılın sonlarında Güney ve Orta Amerika’ya gerçekleştirilen bu büyük keşif yolculuğu, bir seyahat anlatısından çok daha fazlasını sunuyor. Bilimsel gözlem ile estetik duyarlılığın, ölçüm ile hayranlığın, tanıklık ile etik sorumluluğun iç içe geçtiği bu yolculukta Humboldt, ormanları, nehirleri, dağları ve volkanları betimlerken aynı zamanda iklimi, bitki örtüsünü, yerel halkların yaşamını ve sömürge düzeninin yarattığı tahribatı da kayda geçiriyor.
Yeni Kıta’nın Tün-Gün Eşitliği Bölgelerine Yolculuk doğaya, belleğe ve vicdana dair hem bilimsel hem de yazınsal bir klasik.
Alexander von Humboldt (1769-1859), (1769, Berlin, Prusya-1859, Berlin), Alman doğabilimci ve kâşiftir. Coğrafyadan botaniğe, jeolojiden astronomiye uzanan çalışmalarıyla doğayı yaşayan bir bütün olarak ele almış, bilimi ölçümle sınırlı olmayan bir düşünme biçimi haline getirmiştir. 1829 yılında Rus yetkililerin daveti üzerine Urallar ve Sibirya steplerinde, Altay Dağlarında sürdürdüğü, altı aydan fazla süren yolculuğu sırasında bu kez Asya’nın içlerinde gözlem ve incelemelerde bulunmuştur. Fiziki coğrafyanın kurucusu kabul edilir. 1799-1804 yılları arasında Güney ve Orta Amerika ile Küba’ya yaptığı keşif yolculuğu, iklim, bitki coğrafyası ve jeofizik alanlarında çığır açıcı gözlemlerle sonuçlanmıştır. İnsan faaliyetlerinin doğa üzerindeki etkilerini erken dönemde fark ederek ekolojik düşüncenin temellerini atan Humboldt’un Kosmos adlı eseri, bilimi estetik ve felsefeyle buluşturan benzersiz bir sentezdir. Goethe’den Darwin’e uzanan geniş bir etki alanına sahip olan Humboldt, doğayı anlamanın aynı zamanda insanın dünyadaki yerini yeniden düşünmek olduğunu göstermiştir.