Savaş, acı kayıplarıyla bir gün elbette biter ama her iki halkın belleğinde silinmesi zor, derin bir nefreti miras olarak bırakır.
Çünkü asıl düşman, silahla gelen değil, zihinlerimize zorla sokulan acı hatıralardır.
Yeryüzü Sürgünleri, bir zamanlar barış içinde yan yana yaşayan iki halkın, emperyalist emellerin oyuncağı haline gelişini anlatan gerçekçi ama aynı zamanda trajik bir roman.
Bir yanda geçmişin masalları, mitolojik fısıltılar, Orfeus’un yarım kalmış şarkısı…
Diğer yanda tarihin acımasız gerçeği.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Yunan işgaliyle parçalanan
Tükendi
Gelince Haber VerSavaş, acı kayıplarıyla bir gün elbette biter ama her iki halkın belleğinde silinmesi zor, derin bir nefreti miras olarak bırakır.
Çünkü asıl düşman, silahla gelen değil, zihinlerimize zorla sokulan acı hatıralardır.
Yeryüzü Sürgünleri, bir zamanlar barış içinde yan yana yaşayan iki halkın, emperyalist emellerin oyuncağı haline gelişini anlatan gerçekçi ama aynı zamanda trajik bir roman.
Bir yanda geçmişin masalları, mitolojik fısıltılar, Orfeus’un yarım kalmış şarkısı…
Diğer yanda tarihin acımasız gerçeği.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Yunan işgaliyle parçalanan Ege coğrafyasında, Rumlar ve Türkler zorla düşmanlaştırılır.
Bu iki halk yüzyıllardır aynı rüzgârı, aynı denizi, aynı umutları paylaşırken, Yunan işgali, bu kadim komşuluğu paramparça eder.
Düşmanlaştırılan komşular, evinden, toprağından, anılarından koparılan insanlar…
İşgal, zulüm, göç ve korku; iç içe yaşayan hayatların arasına görünmez bir duvar örer. Kimi gider, kimi kalır. Gidenler gittikleri yerlerde birer yabancı, kalanlar ise her sabah biraz daha eksilmiş hisseder. Çünkü bazen insan, ne doğduğu yere dönebilir ne de kalmayı seçtiği yerde var olabilir.
Aşk ise, tüm bu yıkımın ortasında bir umut, yeni bir başlangıç olarak filizlenir.