Eşyanın bir tabiatı vardır, unutma! Zamana yenik düşmek onun yazgısıdır. Yani bu roman da bir gün eskiyecek; cildi solup, mürekkebi zamanla kaybolacak. En nihayetinde, sahafların tozlu rafları arasında yok olmaya başlayacak. Kimi nüshalar kilo hesabı satılıp bir yerlerde başka amaçlara hizmet edecek. Ama şanslı olan birkaç tanesi, yağmurlu bir günde sahafa sığınmış meraklı bir okur tarafından keşfedilecektir. Bu, açıldıkça dağılan kitabı eline alıp, şöyle bir göz atınca -eğer gerçekten dinlerse- çığlıklarımızı duyacaktır. Bu dünyadan biz geçtik, heeey! Biz vardık. Bu dünyadan izimizi bırakarak biz geçtik! Marş
Tükendi
Gelince Haber VerEşyanın bir tabiatı vardır, unutma! Zamana yenik düşmek onun yazgısıdır. Yani bu roman da bir gün eskiyecek; cildi solup, mürekkebi zamanla kaybolacak. En nihayetinde, sahafların tozlu rafları arasında yok olmaya başlayacak. Kimi nüshalar kilo hesabı satılıp bir yerlerde başka amaçlara hizmet edecek. Ama şanslı olan birkaç tanesi, yağmurlu bir günde sahafa sığınmış meraklı bir okur tarafından keşfedilecektir. Bu, açıldıkça dağılan kitabı eline alıp, şöyle bir göz atınca -eğer gerçekten dinlerse- çığlıklarımızı duyacaktır. Bu dünyadan biz geçtik, heeey! Biz vardık. Bu dünyadan izimizi bırakarak biz geçtik! Marşlarla, yürüyüşlerle, haykırışlarla. Senin gibiydim ben de. Okumayı çok severdim. Demet’i çok severdim. Güneşli günlerde ufka bakmayı, yağmurlu günlerde deniz kıyısında dolaşmayı severdim. Kelimeleri dostum, kelimeleri severdim. Hadi, çek al romanı şu raftan. Tozunu sil, sayfalarını çevir. Okumalısın! Ancak o zaman var olmaya ve bağırmaya devam edebilirim. Bu dünyadan biz geçtik, heeey!