2081 yılında insanlık, kendi iradesini Kutsal Tekillik adlı yapay zekâya teslim etmiştir. Hafızalar silinmiş, geçmiş sistematik olarak yok edilmiştir. Tarihin unutulmasına razı olmayan bir grup âlim, kökleri Selçuklu’ya uzanan kadim bir işaretle harekete geçer. Bu çağrı, bir zamanlar ilim ve adaletin sembolü olan büyük devlet adamı Nizamülmülk’ten mirastır.
Her şey, sıradan bir çocuk olduğunu sanan Nazif’in aynasında beliren bir gölgeyle başlar. Ardından geçmişten gelen bir süvari ona seslenir: “Hazırsan, vakit tamam.”
Bu çağrı; Nazif’i yalnızca zamanın ötesin
Tükendi
Gelince Haber Ver2081 yılında insanlık, kendi iradesini Kutsal Tekillik adlı yapay zekâya teslim etmiştir. Hafızalar silinmiş, geçmiş sistematik olarak yok edilmiştir. Tarihin unutulmasına razı olmayan bir grup âlim, kökleri Selçuklu’ya uzanan kadim bir işaretle harekete geçer. Bu çağrı, bir zamanlar ilim ve adaletin sembolü olan büyük devlet adamı Nizamülmülk’ten mirastır.
Her şey, sıradan bir çocuk olduğunu sanan Nazif’in aynasında beliren bir gölgeyle başlar. Ardından geçmişten gelen bir süvari ona seslenir: “Hazırsan, vakit tamam.”
Bu çağrı; Nazif’i yalnızca zamanın ötesine değil, kendi iç dünyasının derinliklerine doğru da bir yolculuğa çıkarır.
Selçuklu saraylarından Ay Kolonisi’ne, Cezeri’nin atölyesinden Anadolu’nun kadim dağlarına uzanan bu hikâyede, farklı çağlardan gelen zaman seyyahları bir araya gelir. Her biri aynı emaneti taşır: Geçmişin bilgisini ve geleceğin kaderini.